Archivi per ‘Sık Sorulanlar’

MENOPOZ

category Sık Sorulanlar admin 12 Nisan 2008

MENOPOZ

Menopoz nedir?

Menopoz menstrual kanamaların (adet kanamalarının) sonlanmasıdır. Adet kanaması ve siklusların bir yıl süresince olmaması menopoz olarak değerlendirilir. Menopoz kadının üreme döneminin sona ermesidir. Menopoz terimi 1812’de Fransız jinekolog Gardanne’nin hayatın değişmesini anlatan bir monografından gelmektedir, bu monografta Gardanne Latince ay ve son kelimelerini birleştirerek menopozu oluşturmuştur. Menopoz teknik olarak kadının en son adet kanaması anlamına gelir.

Menopoz ne zaman gerçekleşir?

Menopoz genellikle 45-55 yaşları arasında gerçekleşir. Menopozun gerçekleştiği bu on yıllık dönem klimakterium olarak adlandırılır. Ortalama menopoz yaşı 51 olmasına rağmen menopoz 35-58 yaşları arasında görülebilir. Menopoz sonrası yıllara yayılan dönem postmenopoz olarak adlandırılır.

Perimenopoz (premenopoz) nedir?

Perimenopoz veya premenopoz olarak adlandırılan dönem kırklı yaşlarda başlar ve 4-6 yıl devam eder. Bu dönemde adet kanamaları ve siklusları düzensizleşir. Adet siklusları uzar, kanama miktarı ve süresi değişir. Bu dönemde ateş basması, gece terlemesi, uykusuzluk, duygusal değişiklikler ve vajinal kuruluk görülebilir.

Erken menopoz nedir?

Adet kanamalarının kırk yaşından önce kesilmesi erken menopoz olarak adlandırılır. Nadir olarak görülen bu durumda yumurtalıklar fonksiyonunu sürdürmez. Erken menopozda tedavi çok önemlidir, erken menopoz vakalarında kemik erimesi problemi erken yaşlarda başlayarak geriye dönüşü olmayan ciddi kemik zayıflıklarına neden olur. Bu yaşlarda adet kanamalarının kesilmesi (amenore); ani kilo kaybı, aşırı egzersiz, stres, kürtaj veya diğer cerrahi girişimler sonrasında rahim içinde oluşan yapışıklıklara bağlı olarak da görülebilir. Amenore vakalarında östrojen hormonun azalmasına bağlı kemik kayıpları görülebileceğinden mutlaka hekime baş vurulması gerekir.

Erken Menopozun nedenleri nelerdir?

Otoimmün bozukluklar;
Son zamanlarda yapılan çalışmalar otoimmün bozuklukların erken menopoz vakalarının üçte ikisinden sorumlu olduğunu göstermiştir. Otoimmün hastalıklarda bağışıklık sistemi kendine ait olan bazı dokuları yabancı gibi algılayarak kendi dokularına karşı antikor üretir ve bu dokulara zarar verir. Erken menopoz vakalarında yumurtalıklara, endometriuma (rahmin içini döşeyen tabakaya) veya yumurtlamayı düzenleyen üreme hormonlarına karşı antikorlar üretilir. Bu antikorlar üreme organlarına zarar verir ve yumurtalık fonksiyonları bozulur. Otoimmün bozukluğa bağlı erken menopoz vakalarında tiroid bezinin bozuklukları, diabet (şeker hastalığı), romatizma gibi diğer otoimmün hastalıklar da görülür. Bunun yanında otoimmün hastalıkları olan kadınlarda da erken menopoz sık görülür.

Cerrahi menopoz;
Cerrahi ile iki yumurtalığı birden çıkartılan kadınlarda erken menopoz görülür. Bu kadınlarda cerrahi sonrasında östrojen ve progesteron hormonlarının düzeyi düşer ve menopoza ait yakınmalar başlar.

Diğer cerrahi işlemler sırasında yumurtalıkların zarar görmesi;
Rahmin alınması veya yumurtalık kistlerinin çıkartılması sırasında yumurtalıkları besleyen damarlar zarar görürse, yumurtalıklardaki foliküller dejenere olur, yumurtalık fonksiyonları bozulur ve erken menopoz başlar.

Kanser tedavisi;
Kanser tedavisi için radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaç tedavisi) görenlerde yumurtalıklar etkilenir ve erken menopoz görülür. Yumurtalıkların gördüğü zararın derecesini kanserin tipi, tedavinin süresi, kullanılan ilaçların tipi ve dozu, radyasyon tedavisinin uygulandığı bölge belirler. Yumurtalıklar veya üreme organlarının bulunduğu pelvik bölgeye uygulanan tedavi yumurtalıkları kalıcı olarak etkiler. Düşük dozda yapılan ve kısa süreli olan tedavilerde geçici menopoz görülebilir.

Tamoksifen;
Meme kanseri tedavisinde kullanılan tamoksifen östrojen reseptörlerine bağlanarak östrojenin etkisini engeller ve östrojen eksikliği erken menopoza yol açar.

Aile öyküsü;
Ailede erken menopoza giren kadınların olması erken menopoz görülme riskini arttırır.

Kromozomal Bozukluklar;
 

  • Frajil X Sendromu olarak adlandırılan sendromun görüldüğü kadınlara menopoza 6-8 yıl önce girer.

  • Turner Sendromu olarak adlandırılan sendromda bir X kromozomu eksiktir. Bu kadınların birçoğu hiç adet görmez.

Viral enfeksiyonlar (Virüslerin yol açtığı enfeksiyonlar);
Bazı viral enfeksiyonların yumurtalıkları etkileyerek erken menopoza yol açtığı düşünülür.

Yaşam tarzı;
Sigara içen kadınlarda menopoz daha erken başlar. Sigaranın östrojen düzeyinin düşmesine neden olarak erken menopoza yol açabilir. Alkol fazla alındığında östrojen düzeylerini düşürür ve adet sikluslarının düzeni bozulur. Menopoz daha erken yaşlarda başlayabilir.

Stres;
Stres erken menopoza neden olan diğer faktörlere yardımcı olur ve erken menopozun yakınmalarını arttırabilir, fakat yalnız başına erken menopoza neden olmaz.

· Çevresel Faktörler;
Östrojene benzeyen maddeler içeren kimyasallar östrojen reseptörlerine bağlanarak östrojenin etkisini engeller. Bu durum adet sikluslarını engeller ve erken menopoza neden olabilir.

Geç menopoz nedir?

Bir kadın 54 yaşını geçmesine rağmen hale adet kanamaları devam ediyorsa geç menopozdan bahsedilir. Geç menopoz ailesel olabilir, bunun yanında şeker hastası olan kadınlarda da geç menopoz görülür. Menopoza geç giren kadınlarda rahim kanseri ve meme kanseri daha çok görülür.

Menopozun en sık görülen bulguları nelerdir?

Menopoz öncesi görülen en sık bulgu adet sikluslarının düzeninin bozulmasıdır. Adet sikluslarının süresi kısalabilir, uzayabilir veya adet kanamasının miktarı artabilir. Ateş basması (%75), gece terlemeleri (%68), hassasiyet, sinirlilik ve depresyon (%60) en sık görülen bulgulardır. Bunların yanı sıra sık idrara çıkma, ödem (vücutta şişkinlik) ve uykusuzluk gibi bulgular görülebilir. Vücutta östrojenin azalmasına bağlı olarak vajinada kuruluk ve cinsel istekte azalma görülür.

Ateş basmaları neden olur?

Ateş basmaları perimenopoz döneminden itibaren en sık görülen yakınmalardan biridir. Genellikle boyundan başlayan ve yüze yayılan sıcaklık hissine çarpıntı ve terleme eşlik eder. Bazı kadınlarda günde birkaç kez görülebilen bu durum diğerlerinde haftada birkaç kez görülebilir. Uykusuzluk ve stres bu yakınmanın sıklığını arttırır. Sıcak basması hipofiz bezinin azalan östrojene verdiği yanıttan kaynaklanır; ani LH salınımı ani ısı artışına neden olur.

Ateş basmaları nasıl tedavi edilir?

Ateş basmalarının hangi durumlarda daha sık olduğunu bir çizelge tutarak belirleyin. Kafein, stres, uykusuzluk ateş basması sıklığını arttırabilir. Ateş basmasını arttıran nedenlerden uzak durmaya çalışın. Sıcak basması durumunda üzerinizdekilerin bir kısmını çıkartabilecek şekilde kat kat giyinin. Yaşadığınız yeri serin tutun. Gece terlemelerini önlemek için yatak odanızı serin tutun. Stresten kaçının, diyetinize dikkat edin, acılı, yağlı yiyeceklerden ve alkollü içeceklerden kaçının. Sıcak basması sırasında bileklerinize ve yüzünüze soğuk su çarpın. Derin nefes alma egzersizleri uygulayın. Vitamin E içeren besinlerden zengin beslenin ve hormon replasman tedavisi için hekiminize danışın.

Vajinal kuruluk nasıl tedavi edilebilir?

Östrojen azalmasına bağlı vajina duvarını kaplayan dokulardaki incelme, elastikiyetin ve salgıların azalması vajinal kuruluk, ağrılı cinsel ilişki ve cinsel ilişki sonrası kanama ve yanma hissine neden olur. Vajinal kuruluğu önlemek için cinsel aktivitenizi azaltmayın, haftada en az bir kez cinsel ilişkide bulunan kadınlarda vajinal kaslar daha sağlıklı olur, vajinal kanlanma artar. Kegel egzersizleri vajinal kasları güçlendirdiğinden bu dönemdeki kadınlara önerilir. Su bazlı lubrikantların kullanılması da vajinal kuruluğu engeller.

Uykusuzluk nasıl önlenebilir?

Uyku düzeninizi koruyabilmek için her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya özen gösterin. Uyku ilaçlarını kullanmaktan kaçının, yattığınız ortamın serin, sessiz ve karanlık olmasına özen gösterin. Akşam kafein almayın, diyetinize dikkat edin akşam öğünlerinizde fazla miktarda ve ağır yemekler yemeyin. Yatağa girmeden önce ılık duş almak, kitap okumak ve televizyon seyretmek gevşemenize yardımcı olarak uyumanızı kolaylaştırabilir.

Menopoz döneminde ne gibi duygusal değişiklikler görülür?

Unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü, anksiyete, rahatsızlık ve depresyon sık görülür. Bu yakınmalar östrojen eksikliğine bağlıdır. Duygusal değişimleri uykusuzluk arttırır. Östrojen miktarı azaldıkça beyinde endorfin olarak adlandırılan ve kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlayan kimyasallar azalır.

Menopoz döneminde başka ne gibi fiziksel değişiklikler görülür?

Östrojen kadınların fiziksel ve duygusal durumlarını etkileyen bir hormondur. Üreme organları, memeler, kemikler, kalp, santral sinir sistemi, cilt ve saç üzerine direkt etkileri vardır.

Östrojen düzeyi azalınca;
 

  • Vajina, rahim ağzı ve rahim ve yumurtalıklar küçülür

  • Vajina kısalır, kas tonusu azalır ve vajina duvarını döşeyen dokular incelir

  • Pelvik bölgedeki bağlar zayıflar

  • Vajinal ve servikal salgılar azalır

  • Kemik kaybı olur

  • Cilt tonusu azalır ve kırışıklıklar oluşur

  • Metabolizma yavaşlar

  • Saç, kol, bacak ve genital bölgede tüy azalması olur

  • Yüzde yanak, çene ve bıyık hizasında tüylenme görülebilir.

Menopoz döneminde kalp hastalıkları niçin artar?

Menopoz öncesi dönemde östrojen kadınları kalp hastalıklarından korur. Kadınlarda menopoz döneminden sonra iskemik kalp hastalıkları görülmeye başlar. Östrojen kolesterolün azalmasını sağlayarak, HDL olarak adlandırılan lipoproteinleri arttırarak ve LDL olarak adlandırılan zararlı kolesterolü azaltarak kadınları kalp krizinden korur. Menopoz döneminden sonra kalp hastalıkları ailesinde kalp hastalıkları olan, menopoz öncesi dönemde kalp hastalığı olan, yüksek tansiyon problemi olan, fazla miktarda yağlı gıdalar tüketen ve şişman olan, sigara içen ve fazla strese maruz kalan kadınlarda daha sık görülür.

Menopoz döneminde kalp hastalıklarının görülme ihtimali nasıl azaltılabilir?

Dengeli beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak, kan basıncını kontrol altında tutmak, diabet için düzenli kontroller yaptırmak, stresten uzak durmak, hormon replasman tedavisi uygulamak bu dönemdeki kadınlarda kalp hastalıkları görülme ihtimalini azaltır. Menopoz sonrası dönemde östrojen tedavisi kan yağlarını olumlu yönde etkileyip kalp krizi riskini %40 azaltır. Ayrıca yemekler ile her gün 50 mg beta-karoten ve selenyum alınması da faydalıdır.


Osteoporoz nedir?

Osteoporoz, kemik erimesi olarak da adlandırılan bu durum kemiklerin incelmesi, zayıflaması ve kırılması ile karakterize bir hastalıktır. Kırk beş yaşından sonra kadınların bir çoğunda osteoporoz görülür. Kemik dokusu sürekli değişen bir dokudur ve kan ile sürekli kalsiyum alışverişi içindedir. Kemikler yapım ve yıkımın dengede olduğu doğal bir süreç yaşar. Menopoz sonrası yapımın çok azalması ile denge yıkım lehine bozulur. Sonuçta kemik kitlesi menopozu takip eden ilk beş yıl içinde her yıl %3 oranında azalır. Takip eden yıllarda ise her yıl kemik kitlesi %1 oranında azalır. Kemiklerin ve dişleri daha sağlam olmasını sağlayan kalsiyum kasların kasılmasında, kalbin fonksiyonlarında, sinirsel iletilerinin düzenlenmesinde ve kan pıhtılaşmasında görev alır. Menopoz sonrası dönemde östrojen eksikliğine bağlı olarak kemiklerden kalsiyum kaybı artar. Kemikler zayıflar ve küçük darbelerle kırılabilir, 60 yaşından sonra omurgada eğrilmeler ve sırt ağrısı yakınması artar, 70 yaşından sonra kalça kırığı görülme ihtimali artar.

Osteoporoz riskini arttıran faktörler nelerdir?

Vücut yapısı önemlidir, küçük kemikli kadınlarda osteoporoz daha sık görülür. Şişman kadınlarda fazla vücut ağırlığına cevap olarak kemikler gelişir ve fazla miktarda olan yağ dokusunda östrojen üretimi fazla olur bu durum osteoporozu önler. Açık tenli olan, ailesinde osteoporoz problemi olan, diyabet, karaciğer, böbrek hastalığı ve tiroid bezi bozuklukları olan kadınlarda osteoporoz daha sık görülür. Kortizon, epilepsi ilaçları, antiasitler, diyüretikler kalsiyum emilimini engelleyerek osteoporoza neden olabilir. Fazla miktarda protein almak, sigara içmek ve alkol almak kemik erimesini arttırır.

Osteoporozun bulguları nelerdir?

Osteoporoz kronik sırt ağrısına, boy kısalmasına, akşamları bacak kramplarına, eklem ağrılarına, diş kaybına ve dişeti problemlerine yol açar.

Osteoporozun önlenmesinde diyetin önemi nedir?

Diyetle alınan kalsiyum osteoporozun önlenmesinde önemli rol oynar. Birçok kadın besinler ile günde 500mg kadar kalsiyum alabilir. Kalsiyum preparatları alarak ile günlük kalsiyum ihtiyacını (1000-1500mg) karşılamak gerekir. D vitamini kalsiyumun emilebilmesi için gereklidir.Yeterli miktarda güneş ışığı almayanlarda D vitamini eksikliği görülür, bir çok gıda D vitamini ile zenginleştirilmiştir. Kalsiyum emilimi için diyetinizin bir miktar yağ içermesi gerekir. Günlük kalori ihtiyacının %30’unu yağlardan karşılamanız önerilir.

Günlük kalsiyum ihtiyacı ne kadardır?

Yetişkin bir insan için günlük kalsiyum ihtiyacı 800 miligramdır. Menopoz öncesi bu ihtiyaç 1000 mg iken menopoz sonrası 1500 mg’a yükselir. Östrojen tedavisi alan kadınlarda günlük 1000 mg’da yeterli olabilir. Diyet ile alınamayan kalsiyum hazır tabletler veya bazı kalsiyum içeren tabletler ile takviye edilebilir. Kalsiyum tabletlerinin emilimi artacağından yemekle birlikte alınması tercih edilir.

Menopoz sonrası oluşan osteoporozun en iyi tedavisi nedir?

Hormon replasman tedavisinin yanında kalsiyumun emilimini sağlayan kalsitonin hormonu ve kalsiyum alınması ve uzun yürüyüşler menopoz sonrası osteoporozun en iyi tedavisidir.

Osteoporozun önlenmesinde hormon replasman tedavisinin yeri nedir?

Östrojen almasında sakınca olmayan kadınlarda östrojen ile yapılacak hormon replasman tedavisi osteoporoz riskini azaltır.

Menopozun hafıza üzerine etkisi var mıdır?

Menopozun kısa dönem hafıza üzerine olan etkisini gösteren az sayıda çalışma vardır. Hastalar bu etkiyi daha çok konsantre olamama ve gözlük, araba anahtarı gibi elindeki bir şeyi nereye koyduğunu hatırlayamama şeklinde ifade eder.

Hormon replasman tedavisi nedir?

Hormon replasman tedavisinde amaç kadında eksilen hormonları menopoz öncesi dönemdeki seviyeye getirmektir. 1960 yılından itibaren menopoz dönemindeki kadınlara östrojen preparatları verilmeğe başlandı. Östrojen kullanımının rahim kanseri görülme olasılığını arttırdığının belirlenmesi üzerine 1975 yılından itibaren tedaviye progestinler eklenmiştir. Hekim hormon replasman tedavisinde kullanacağı preparatları ve dozunu kadının özelliklerine göre ayarlar.

Hormon replasman tedavisinin yan etkileri var mı?

Östrojen tedavisi gören kadınlarda bulantı, su tutulumu, göğüslerde gerginlik, kilo alma ve vajinal akıntı gibi yan etkiler görülebilir. Önceden migreni olan kadınlarda baş ağrısı yakınması artabilir. Progestin ile dengelenmemiş östrojen tedavilerinde rahim kanseri riski artar.

Hormon replasman tedavisinin sakıncalı olduğu durumlar nelerdir?

Hormon replasman tedavisinin sakıncalı olduğu durumlar; rahim kanseri, meme kanseri, kan pıhtılaşma problemleri, aktif safra kesesi ve karaciğer hastalıklarıdır. Bunun yanı sıra önceden geçirilmiş karaciğer ve safra kesesi hastalıkları ile şeker hastası olan kadınlar hormon replasman tedavisi sırasında yakın takip gerektirir.

Hormon replasman tedavisine ne zaman başlanmalıdır?

Hormon replasman tedavisinin yararları kesin olmasına rağmen tedaviye ne zaman başlanması gerektiği kesin değildir. Bir grup hekim menopoz öncesi dönemde başlanmasını önerirken diğer bir grup 1 yıl adet kanamasız dönem geçtikten sonra tedaviye başlanmasını önerir. Osteoporozun engellenebilmesi için menopoz dönemi ile beraber hormon replasman tedavisine başlamak gerekir.

Rahimde myom veya göğüslerde iyi huylu tümör varlığında hormon replasman tedavisi sakıncalı mıdır?

Bu çok sık karşılaşılan bir sorudur. Progestin ile dengelenmiş düşük doz östrojen ve yakın klinik takip ile hormon replasman tedavisini öneren hekimler vardır. Fakat genelde bu durumların varlığında östrojen tedavisi önerilmez.

Hormon replasman tedavisi adetlerin başlamasına neden olur mu? Adetler ne kadar devam eder?

Menopozdan önce doğal olarak gerçekleşen östrojen ve progestin dengesi menopoz sonrasında tedavi ile sağlanırsa bir çok bayanda adetler başlar. Bu durum birkaç yıl sürer ve sonrasında tedaviye rağmen adetler görülmeyebilir.

Ailesinde meme kanseri olan kadınlara hormon replasman tedavisi önerilebilir mi?

Ailesinde meme kanseri olan bayanlarda meme kanseri görülme riski yüksektir. Bu durumda bir çok hekim düşük doz östrojen ve sık kontrol önerir. Böylelikle hem menopoza dair problemler yaşanmaz, hem de erken teşhis ile meme kanserine karşı önlem alınmış olur.

Bir kadının annesinin zor bir menopoz dönemi geçirmiş olması, kendisinin de aynı sorunu yaşayacağını gösterir mi?

Kalıtım menopozda büyük rol oynar. Bununla birlikte sigara, yaşam tarzı, vücut yapısı ve stres gibi faktörlerde menopoza girme yaşını ve zorluğunu etkiler.

Fazla sayıda çocuk doğurmak menopozu geciktirir mi?

Fazla sayıda çocuk doğurmak menopozun bulgularını hafifletse de geciktirmez. Bunun yanı sıra geciken menopoz geç gebeliklere neden olabilir.

Geç menopoz ile uzun yaşam arasında bir bağlantı var mıdır?

Geç menopoz uzun süreli yüksek östrojen seviyesi ve daha genç görünme anlamına gelir. Geç menopoza girmek uzun yaşam ve genç kalmanın yanı sıra geç yaşanan gebelik ve yumurtalık kanseri gibi riskleri de beraberinde taşır. Geç menopozun avantajlarını yaşamak ve risklerinden korunmak için doktorunuzun kontrolünde olmanız gerekir.

Doğum kontrol hapı kullanırken menopoza girildiği nasıl anlaşılır?

Bu çok zordur, çünkü menopoz bulguları hapın etkisi ile maskelenir. Kan FSH ve Östrojen seviyeleri de yanıltıcı olabilir. Bunu anlayabilmek için bir süre doğum kontrol hapı kullanmaya ara vermeniz ve takiben hormon düzeylerinin belirlenmesi gerekir.

Menopozun bulguları ne kadar sürer?

Menopoz öncesi dönem kişiden kişiye değiştiği gibi menopoz bulguları da birkaç yıl veya daha fazla sürebilir. Hormon replasman tedavisi gören bayanlarda ise menopoz bulguları hiç yaşanmaz.

Cerrahi menopoz ile doğal menopoz arasındaki fark nedir?

Doğal menopoz yumurtalıkların yumurta rezervlerini tüketmesi ile 45-55 yaşları arasında ve genellikle bir geçiş dönemi sonucu ortaya çıkar. Cerrahi menopoz yumurtalıkların ameliyat sonucu çıkartılması ile aniden oluşur. Eğer hormon replasman tedavisi uygulanmaz ise cerrahi menopozun bulguları ameliyattan birkaç gün sonra ortaya çıkar.

Ameliyat ile rahim alınıp yumurtalıklar bırakılırsa, ileride menopoza girildiği nasıl anlaşılır?

Menopoz başladığında çoğunlukla ateş basması, gece terlemeleri, uyku problemleri ve vajinal kuruluk gibi yakınmalar başlar. Menopoz dönemine girilip girilmediği yapılan hormon incelemeleri ile kesinleştirilir.

Vücudun su toplaması nasıl engellenebilir?

Yemeklerde alınan ekstra tuz vücutta su tutulmasına neden olur. Bu nedenle yemeklere tuz eklenmemeli ve tuz tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalıdır.

Menopoz sonrası dönemde cinsel isteksizlik için ne yapılabilir?

Bu problemin giderilmesinde hormon replasman tedavisi önemlidir. Bu tedavi ile bayanların %90’nı menopoz öncesi dönemdeki cinsel isteğini geri kazanır. Hormon tedavisi vajinadaki kuruluğu giderir, vajina duvarının güçlenmesini sağlayan egzersizler ve kayganlaştırıcı kremlerde cinsel ilişki sırasındaki yakınmaları azaltır. Kişisel bakımınıza ve cinsel yaşamınıza göstereceğiniz özen kendinize olan güveninizi arttırarak sizi daha mutlu ve sağlıklı kılacaktır.

Menopozun vücut ağırlığı üzerindeki etkisi nedir?

Geçen her on yıl ile birlikte kalori ihtiyacı %2-8 azalır. Yapılan düzenli egzersiz fazla kilo alınmasını önler. Yaş ilerledikçe vücuttaki yağ yüzdesi artar ve kas kitlesi azalır. Bu nedenle düşük yağlı diet ve düzenli egzersiz ideal kilonuzu korumanızı sağlar.

Cildimin genç görünmesini nasıl sağlayabilirim?

Cildinizin direk olarak güneş ışığına maruz kalmasından kaçının. Bu nedenle saat 10:00 ile 14:00 arasında gölgede veya içerde olun. Aksi halde cilt koruyucu faktörü en az 15 olan kremler kullanın. Sigarayı bırakın. Sigara ciltte yaşlanmayı ve özellikle ağız etrafındaki kırışıkları arttırır. Egzersiz, dolaşımı ve cilt beslenmesini olumlu yönde etkiler. Vitamin A ve E içeren ve sebzelerden zengin dengeli bir diyet ve bol su cildinizi besleyerek yumuşatır. Ayrıca cildiniz için uygun temizleyici ve nemlendiriciler ile düzenli bir bakım genç ve sağlıklı görünmenizi sağlayacaktır.

Sık Sorulanlar

category Sık Sorulanlar admin 30 Mart 2008

Sık Sorulanlar
 

Bende meme kanseri olması olasılığı nedir?

Meme kanseri riskini tanımlamak için kullanılan istatistiklerle insanin kafasının karışması son derece doğaldır.Pek çok insan herhangi bir zaman meme kanseri tanısı konması olasılığının dokuzda bir olduğunu düşünür. Bu insanlar sekiz başka insanla ayni odada bulundukları takdirde , o yıl içinde içlerinden birinin meme kanseri olacağını sanır. Bu gerçek değildir. Çoğunlukla kullanılan dokuzda bir istatistiği bir kadın için bir yıl içindeki riski değil, tüm yaşam boyu riskini belirler. Bu da örneğin kadınlar için ortalama yasam suresi 70 kabul edilirse, bu yasa gelinceye kadar ki risk dokuzda bir anlamını taşımaktadır. Bunu bu şekilde ortaya koyduktan sonra belirli yas grupları için hastalığa yakalanma riskini bilmek anlam kazanmaktadır.

Herhangi bir yas için meme kanseri gelişmesi riski aşağıdaki gibidir.

30 yasin altında 5900 kadında bir
31-35 yas arası 2300 kadında bir
36-40 yas arası 1200 kadında bir
41-50 yas arası 590 kadında bir
51-60 yas arası 420 kadında bir
61-70 yas arası 330 kadında bir
71-80 yas arası 290 kadında bir

Meme kanseri için risk faktörleri nelerdir?

  • Yaş: Meme kanserlerinin büyük bir çoğunluğunda ilk tanı 50 yasin üstündedir.
     

  • Aile hikayesi: Bir veya daha fazla birinci derece akrabada meme kanserinin varlığı önemli bir risk faktörüdür. Birinci derece akrabalar anne, kız çocuğu ve kız kardeştir
     

  • Hiç doğum yapmamış olması veya ilk doğumu 30 yasından sonra yapmış olması
     

  • İlk adet görme yasinin küçük (12 yaşından önce) olması
     

  • Adetten kesilme yasinin yüksek (55 yasından sonra) olması
     

  • ?işmanlık
     

  • Diğer memede kanser olması
     

  • Göğüs duvarına önemli derecede radyasyon almış olmak
     

  • Daha önceden tanı konmuş rahim veya yumurtalık kanserinin varlığı

Diğer olası risk faktörleri arasında alkol alimi, uzun yıllar doğum kontrol hapı kullanılması, menopozda sonra östrojen kullanılması sayılabilir. Bu sayılanlarla meme kanseri gelişimi arsındaki ilişki tam olarak belgelenmiş değildir.

Meme sağlığımı kontrol etmek için ne yapmalıyım?

Düzenli olarak meme filminizi çektirin. Dünyada en çok kabul gören uygulama 40 yas civarında ilk meme filminin çekilmesi ve bunun 50 yasına kadar iki yılda bir, 50 yasından sonra her yıl tekrarlanmasıdır
.
Düzenli olarak doktor kontrolünden geçin. Eğer 40 yasin üzerindeyseniz doktorunuz tarafından yılda bir kez meme muayenenizin yapılması gereklidir. Meme muayenesi olağan sağlık kontrolünün bir parçasıdır
.
Kendi memenizi ayda bir kez kontrol edin.

Bir meme problemi için ne zaman doktora gitmeliyim?

Eğer kendi vücudunuzu ve memenizi tanıyorsanız normal olmayan bir şeyler olduğunda bunun kolayca farkına varabileceksiniz demektir. Unutmayın ki pek çok kadında memeler adet dönemlerinde doğal olarak değişiklikler göstermektedir. Yani adet yaklaşırken memelerde hassasiyet ve büyüme olması hatta içinde bazı küçük kitlelerin ele gelmesi pek çok kadın için normal bir durumdur. Bir kadının ilk defa kendi kendine meme muayenesi yapması esnasında şaşkınlığa düşmesi normaldir. Çünkü kendi memesi için neyin normal olduğunu söyleyebilmek güçtür. Zaman geçtikçe memenin içindeki hangi kitlelerin normal olduğunu anlayacak ve eğer bir kitle mevcutsa bunun yeni bir kitle olduğunu hemen bilebilecektir. Değişik büyüklük ve kıvamda veya daha önce olmayan yeni bir kitle fark ettiyseniz bunu izleyip üzerinden bir adet dönemi geçtikten sonra hala sebat ediyorsa bir doktorun değerlendirmesini isteyiniz.Eğer adetten kesildiyseniz doktora müracaat etmekte gecikmeyiniz.

Ağrı çoğunlukla meme kanserinde görülen bir belirti değildir. Ağrının varlığı genellikle kistlerin varlığıyla veya adet dönemleriyle ilgilidir.

Mememde bir kitle veya meme basından akıntı olduğu zaman ne yapmalıyım?

Eğer bu durumlar mevcutsa hemen bir doktorun değerlendirmesini isteyin. Bu anılan belirtiler acil hastalık statüsüne girmez, ama mümkün olan en kısa zamanda doktor değerlendirmesi gerektirir. Meme basından akıntı her iki memeden ve süt benzeri ise büyük bir ihtimalle hormonsal değişikliklerden kaynaklanmaktadır. Akıntı tek memeden ise , kanlı veya berrak ise ciddi olabilir. Her iki halde de doktor değerlendirmesi şarttır.

Ailemde meme kanserli birinin varlığı bende meme kanseri olması sansını ne kadar etkiler?

Soyaçekim ile ilgili olan meme kanserleri tüm meme kanserlerinin %10 undan azdır. Diğer bir deyişle ailesinde meme kanseri olmayan hastalar çoğunluktadır. Eğer birinci derece akrabalarınızdan birinde (anne, kız çocuğu veya kız kardeş) meme kanseri varsa , sizde de meme kanseri riski yüksek demektir. Eğer birinci derece akrabaların bir veya birkaçında her iki memesinde, özellikle menopozdan önce ortaya çıkmış meme kanseri ortaya çıkmışsa,
bu durum kalıtsal olarak nakledilen meme kanserinin varlığını gösteriyor olabilir. Sizin ve ailenizdeki diğer kadınların meme kanseri risklerinin tespitinde bir genetik danışman size yardımcı olabilir.

Genelde kabul edilen risk artışları su şekilde özetlenebilir;

  • Birinci derece bir akrabada premenopozeal dönemde tanı konmuş tek taraflı meme kanserinde risk artışı normalin üç katı
     

  • Birinci derece bir akrabada postmenopozeal dönemde tanı konmuş tek taraflı meme kanserinde risk artışı normalin bir buçuk ila iki katı
     

  • Birinci derece bir akrabada premenopozeal dönemde tanı konmuş iki taraflı meme kanserinde risk artışı normalin dokuz katı
     

  • Birinci derece bir akrabada postmenopozeal dönemde tanı konmuş iki taraflı meme kanserinde risk artısı normalin üç ila beş katı

Kistik hastalık nedir ve bende meme kanseri gelişmesi riskini nasıl etkiler?

Fibrokistik meme hastalığı halk arasında çoğu artmış meme kanseri riski taşımayan ; içi sıvı dolu kistler, nodüler yapıda ağrılı meme ve fibroadenoma denilen iyi huylu tümörü tarif etmek için kullanılır. Komplike olmayan fibrokistik hastalık ve basit fibroadenomlar meme kanseri riskinde artış söz konusu değildir. Artmış meme kanseri riski ile birlikte olan tek fibrokistik meme hastalığı atipik hiperplazi ile birlikte olanıdır. Bunu da şüpheli durumda doktorunuzun aldığı parçanın patoloji uzmanı tarafından incelenmesi oraya koyacaktır
.
Bana iğne biyopsisi (iğne aspirasyonu) yapacaklar. Bunun anlamı nedir?
 

Bir iğne aspirasyonu veya iğne biyopsisi yapılacağı zaman doktor ilk önce bir uyuşturucu iğne ile tespit edilmiş olan tümörün üzerindeki deriyi uyuşturur. Sonra ucuna enjektör takılmış daha büyük bir iğneyle bu uyuşturulan bölgeden tümörün içine girilir. Sonra şırınganın pistonu geri çekilir ve bazı olgularda şırınganın içine meme sıvısı dolar. Bu işlem esnasında fazla bir sıvı gelmemesi haline sik rastlanır ve bu durum meme kanseri vardır anlamına gelmez.

Memedeki kitlenin incelenmesinde birinci asama içinin sıvı dolu olup olmadığını değerlendirmektir. Eğer kitle tamamen sıvı ile dolu ise buna kist adi verilir ve iğne aspirasyonu kisti boşaltmak için kullanılır. Eğer kitlenin içinde sıvı yok ya da kitle sıvının alınmasından sonra da sebat ediyorsa iki durum söz konusudur. Birincisi işlem esnasında iğnenin içine gelen tümör hücreleri laboratuara gönderilerek içinde şüpheli hücreler olup olmadığı araştırılır. İkincisi eğer hücre alınamadı ya da şüpheli hücrelere rastlandıysa tümörün yerinden çıkarılması için hastaya cerrahi biyopsi önerilir.

Tümör yerinin iğne ile belirlenmesi ne demektir?

Meme filminde şüpheli bir kitle belirlendiği zaman bu bazen muayeneyle saptanamayacak veya elle hissedilemeyecek kadar küçük olabilir. Cerrahin şüpheli dokunun içinde bulunduğu doğru yeri çıkarabilmesi için kitlenin nerede olduğunu gösteren bir kılavuza gereksinimi vardır. İğneyle yer belirleme şüpheli bölgeye sokulan bir telle tümörün yerinin belirlenmesi için meme filminin kullanılmasıdır. Bunun için önceden telin sokulacağı deri uyuşturulduğu için işlem tamamen ağrısızdır. Meme filmi kılavuzluğunda tümörün içine sokulan bir iğnenin içinden özel bir tel geçirilir ve iğne çekildikten sonra tel yerinde kalır. Sonra yeniden çekilen bir meme filmi ile telin tümörün içinde olduğu kanıtlanır. Cerrah teli bir kılavuz olarak kullanıp biyopsi esnasında şüpheli dokunun tamamını çıkarır.

Açık cerrahi biyopsi ne demektir?

Pek çok hasta için cerrahi biyopsi hastaneye yatırılmayı gerektirmeyen, herhangi bir hastane polikliniği veya doktor muayenehanesindeki bir küçük ameliyathanede uygulanabilir. Bu küçük operasyon için randevu verilen saatte hastanede olmanız ve yanınızda müdahale tamamlandıktan sonra sizi eve götürecek bir yakınınızın bulunması gereklidir.

Cerrahi müdahaleden önce bir anestezi uzmanı tarafından ziyaret edileceksiniz ve damarınıza ağrı tedavisi için bir iğne uygulanacak. Cerrahiniz sizi ziyaret ederek yapacağı müdahale hakkında bilgi verecek ve ardından tamamı bir saati geçmeyecek olan ameliyatı yapacaktır. Ameliyat esnasında cerrah deriye alacağı tümöre yakın ve kozmetik açıdan çok iyi sonuç verecek küçük bir kesi yapar.(Örneğin deri renginin değiştiği meme başının kenarına) Memedeki kitle ve etrafındaki bir miktar normal doku çıkarılır. Pek çok olguda ameliyathanedeyken tanı koymaya yarayan frozen section denilen bir yöntemle tümör tahlil edilir. Deriye yapılan kesi dikişlerle kapatılarak biyopsi işlemi bitirilir. Kendinizi oturabilecek kadar iyi hissetmenizi bekleyeceğiniz bir yatağa alınacaksınız ve sonra giyinmenize yardim edilecek. İyileşme döneminizde doktorunuz çıkarttığı dokuyla ilgili ilk sonuçlar ve bundan sonra yapılması gerekenlerle ilgili bilgi vermek için tekrar yanınıza gelecektir. Bir hafta kadar bir zaman içinde dikişleriniz alınacak ve bu süre içinde patoloji raporunuz da hazır olacaktır
.
Ölecek miyim?

Bu çok sik rastlanan bir sorudur ve meme kanseri tanısı konulan her hasta bunu sorar veya en azından düşünür. ?u anda yaşamınızı tehdit eden bir hastalıkla karsı karşıyasınız ve endişelenmeniz kadar doğal bir şey olamaz. Fakat sunu da bilin ki meme kanseri için bugün elimizde olan tedavi yöntemleri sayesinde pek çok meme kanserli kadın kanserli hasta olmaktan kurtulup kanserden kurtulan kişi olmuştur. Eğer kendinizi bu soruya saplanmış hissediyor veya depresyona giriyorsanız doktorunuzla konuşup hastalığınızın sonuçları ve doğal gidisi hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Kendimi altüst olmuş hissediyorum.Bir takım kararlar vermek son derece güç. Ne yapmalıyım?

Bu zor dönemi atlatabilmeniz için birçok pratik yöntem vardır. Her şeyden önce korkmuş olduğunuzu kendinize hatırlatın, çünkü siz kanserli bir hastasınız ve doktorunuzun söylediği her şeyi duymuyor veya duyduğunuz her şeyi anlamıyor olabilirsiniz. Bunun üstesinden gelebilmenin bazı yolları şunlardır.

  • Doktora yanınızda biri ile gidin.
     

  • Doktora giderken yanınızda bir ses kayıt cihazı götürün.
     

  • Doktora giderken aklınızdaki soruları bir liste halinde yazıp götürün
     

  • Tedavi seçenekleri konusunda başka birinin de fikrini sorun.
     

  • Biliniz ki tedavi seçenekleri konusunda karar vermek için zamanınız var. Olay acil değil ve size kararınızı vermeniz için iki ila üç haftalık zaman verir.
     

  • Konu ile ilgili size yardımı olabilecek kitaplar okuyun. Eğer korkmuş olduğunuz için doğru karar veremeyeceğinizi düşünüyorsanız bunun da normal olduğunu bilin ve kendinizi buna inandırın. Kendiniz için en doğru kararı vereceğinizi bilin çünkü bu doğru ve yanlış cevapları olan bir sınav değildir.Kanser her hastada farklı davranış gösteren bir hastalık olduğundan tedavi de bireyseldir ve hastadan hastaya değişiklikler gösterir.

Ne tip bir meme kanserim var ve bu ne anlama geliyor?
 

Invaziv ve noninvaziv adi verilen iki çeşit meme kanseri vardır.

  •  Invaziv meme kanserlerinde kanserli hücreler normal süt kanalı veya süt bezinin duvarının bütünlüğünü bozmuştur. Buna bir örnek en sik görülen meme kanseri tipi olan infiltratif duktal karsinom’dur.Invaziv meme kanserleri bölgesel olarak cerrahi tedavi ve muhtemelen sua tedavisi ile ortadan kaldırılırlar. Bu bölgesel tedaviye ek olarak genellikle kemoterapi ve/veya hormon tedavisi seklinde sistemik tedaviye gerek duyulur.
     

  • Noninvaziv meme kanseri, tanı esnasında kanser hücrelerinin süt kanalı veya süt bezinin içinde olduğu duvar bütünlüğünü bozup dışarıya taşmadığı kanser tipidir. Bazı doktorlar non invaziv lejyonları meme kanseri olarak kabul ederken bazıları da prekanseröz -yani ilerde kanserleşebilecek hastalıklar- olarak kabul eder. Bu tür noninvaziv tümörlerin en sik rastlananı Ductal Carcinoma in Situ veya daha sik kullanıldığı sekliyle DCIS’dir. Non invaziv meme kanserleri cerrahi ve nadiren sua tedavisi olmak üzere bölgesel yöntemlerle tedavi edilirler.

Lenf bezelerim pozitifmiş. Bunun anlamı nedir?

Ameliyat esnasında koltuk altındaki lenf bezelerinin alınmasının nedeni tümörden kopan meme kanseri hücrelerinin bezelere ulaşıp ulaşmadığını anlamaktır. Eğer koltuk altı lenf bezelerinde meme kanseri tespit edilirse bu durum kanserin nüks etmesi olasılığının yüksek olduğunu gösterir. Bu risk artırıcı faktör nedeniyle büyük olasılıkla size kemoterapi ve/veya hormonal tedavi gibi ilave sistemik tedavi önerilecektir.

Doktorum bana sadece tümörün çıkarılması veya memenin alınması arasında bir tercih yapmamı söyledi. Kararımı neye göre vermeliyim?

Önem sırasına göre karar vermenize yardımcı olacak faktörler şunlardır. Klinik çalışmalar özellikle erken evrelerde sadece tümörün çıkarıldığı veya memenin çıkarıldığı hastaların ortalama yasam süreleri arasında fark olmadığını göstermektedir. Bu demektir ki eğer doktorunuz size böyle bir seçim sansı verdiyse bilin ki seçiminiz ne olursa olsun yasam sansınız aynidir. eğer tümörün çıkarılması ameliyatını seçerseniz bilin ki sua tedavisi mutlaka gerekli olacaktır. Yok eğer memenin alınması ameliyatını tercih ederseniz estetik ameliyatlarla yeniden meme yapılabileceğini veya dıştan takılan meme protezleri kullanabileceğinizi bilin.

Doktorum sua tedavisine ihtiyacım olduğunu söylüyor. Neden ve bu tedaviden ne beklemeliyim?

Sua tedavisi, lokal nüksleri azaltmak amacı ile hastalara uygulanır, böylece tümörün, çıkartıldığı bölgede yeniden büyümesi önlenmiş olur. Sua tedavisi günlük olarak her seansta bir kaç dakikadan oluşur. (İlk seans biraz daha uzun sürebilir.) Her hasta haftada 5 gün 5-6 hafta sua tedavisi alır. Sua tedavisinin sık yan etkileri arasında deri kızarıklığı, güneş ışığı reaksiyonu, halsizlik ve nadiren bulantıyı sayabiliriz. Sua tedavisinin yan etkileri birikicidir. Bu nedenle tedavinin 3. ve 4. haftasına kadar bu zorluklarla karsılaşmayabilirsiniz .
Kemoterapi nedir? Yan etkileri nelerdir?

Kemoterapi, kanser hücrelerini vücudun neresinde olursa olsun öldürmeyi amaçlayan sistemik bir tedavidir. Bütün kemoterapi çeşitlerinin bazıları çok ciddi olabilen yan etki potansiyeli vardır. Farklı ilaçlar farklı yan etkilere sebep olabilir. Bu nedenle aldığınız ilaçlar hakkında doktorunuza danışın. bazıları hariç, kemoterapinin yan etkilerinin çoğu geçicidir.Kemoterapinin sıklıkla karşılaşılan yan etkileri şunlardır: Saç dökülmesi, bulantı ve kusma, halsizlik, kan hücrelerinde azalma ki enfeksiyona yakalanma ve kanama risklerini arttırır ve erken menopozdur. Bu yan etkiler ile mücadele kesinlikle zor olduğundan bunlar ortaya çıktığında etkili pratik stratejiler mevcuttur. bulantı kusma ve düşük kan sayısını ortadan kaldıracak veya azaltacak değişik tip tedaviler vardır. Saç dökülmesi için çok iyi peruklar ve şapkalar vardır. Bu yan etkilerin ortaya çıkardığı ruhsal konularla uğraşmak daha farklıdır. Kemoterapi almış birisi ile konuşmak faydalı olur.

Hormon tedavisi nedir ve neden doktorum bu tedaviye almamı öneriyor?

Meme kanserinin birçok çeşidi büyümeleri için hormonlara bağımlıdır. Vücut hormonları üzerinde değişiklik yapacak tedaviler meme kanserinin büyümesini duraksatır ve tümörlerin büzülmesi ile sonuçlanabilir. Ayrıca hormon tedavisi diğer memede kanser gelişme riskini azaltmak için de kullanılabilir. Hormon tedavisinin yan etkileri vardır ve sik görülenler şişmanlama,  vücudun su toplaması ve menopoz belirtileridir. aldığınız ilacın spesifik yan etkilerini doktorunuza danışabilirsiniz.

Deneysel klinik tedaviyi düşünmeli miyim?

Evet. Bir çok kadın için klinik deneyler en iyi tedaviyi sunabilir. Kanserli hastaların çoğu klinik deneylere katılmakta bir kaç nedenden dolayı isteksizdirler. Bunlardan ilki tedavi almama korkusu veya seker hapı (Plasebo) yani yalancı ilaç verilmesidir. Aslında kanser klinik deneyleri iki kollu tedavi hizmeti sunar; hastalar bu kollardan ya birinde ya da diğerine seçilirler. Birinci koldaki piyasadaki en iyi kanser tedavisidir. Deneyin ikinci kolunda ise olası en iyi tedavi veya çalışılması gereken yeni tedavi vardır. İkinci korku bir klinik deneyde sıkışıp kalma veya kobay olmaktır. Bir hasta bir çalışmaya katılmak istediğinde, katilim şartlarını kabul eder. Örneğin tesadüfi olarak herhangi bir tedavi koluna seçileceğini kabul eder. Fakat bu hasta çok rahatsız olsa veya tedavinin kendisi için iyi bir tercih olduğunu düşünmezse bile hala çalışmada kalmalı anlamına mi gelir? Tabii ki hayır. Bir hasta çalışmayı sürdürmemeyi de düşünebilir. Ayrıca klinik çalışmalarda hastalarını tedavi eden doktorlar etik olarak her hastayı o hasta için en uygun tedavi ile tedavi etmeye zorunludurlar. eğer hasta çalışmanın yeni tedaviyi de içeren kolundaysa ve tedaviye iyi yanıt vermediyse doktoru hastayı çalışmanın o kolundan ayırmak zorundadır. Buna göre bir hasta ve doktoru; hastayı kendini kobay olduğunu hissettirmeyecek en iyi tedavi tercihlerine karar verdirecek güce sahiptir.

Lenf ödem nedir ve bu problemi en aza indirmek için neler yapabilirim?

Lenf ödem meme ve koltuk altı bezeleri cerrahisi (koltuk altı bezelerine sua tedavisi ) uygulanan tarafta kolun şişmesidir. Bu sislik tedaviye bağlı lenf akiminin bozulması nedeniyle lenf sıvısının birikiminden kaynaklanır. Lenf ödem kalıcı bir durum olabildiğinden , birçok kadın orta derecede sislikler ile karsılaşabilir. Lenf ödem tedavisinde birçok efektif yol vardır ve en iyisi bunlardan birini denemek ve olmasını engellemektir. Aşağıdaki öneriler National Lymphedema Network’dan alınmıştır ve bir çok kadında yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.

  • Kesinlikle koldaki eldeki,parmaklardaki veya göğüs duvarındaki en küçük bir şişliğe bile aldırmazlık yapmayın. (Doktorunuzla acilen görüsün)
     

  • Tutulan koldan enjeksiyona veya kan alınmasına asla izin vermeyin.
     

  • Tutulmamış koldan kan basıncınızı ölçtürün.
     

  • Ödemli kolu veya riskli kolu temiz tutun
     

  • Tutulan kolu zorlu ve tekrarlayan hareketlerden sakinin (Fırçalamak, İtmek, Çekmek)
     

  •  Tutulan kolla ağır kaldırmayın.Askılı olan çantaları taşımayın.
     

  • Tutulan parmak veya kola elastik bantlar ve siki mücevherat takmayın.
     

  • Banyo yaparken, bulaşık yıkarken, güneş banyosu yaparken (sauna ve küvet yasak) sıcaklık farklılıklarından sakinin.
     

  • Kolunuzu güneşten koruyun.
     

  • Her çeşit travmadan uzak durun (sıyrık, kesik güneş yanığı, ve diğer yanıklar, spor yaralanmaları, böcek ısırıkları, kedi tırmalaması)
     

  • Ev isleri, bahçecilik ve benzer isler yaparken eldiven giyin
     

  • Tırnaklarınıza manikür yaparken, şeytan tırnaklarınızı kesmekten kaçının (Manikürcünüze söyleyin.)
     

  • Egzersiz önemlidir.
     

  • Terapistinizle görüsün.
     

  • Riskli kolunuzu yormayın, ağrı baslarsa uzanın ve kolunuzu kaldırın

?imdi tedavim bitti. Bundan sonra nasıl bir tedavi almalıyım?

Kanser tedavilerinizi bitirdikten sonra doktorunuz size ne zamanlarda kontrole geleceğinizi söyleyecektir. Birçok doktor söyle bir program izler: İlk iki yılda 3-4 ayda bir , 3-5. yıllar 6 ayda bir 5. Yıldan sonra yılda bir. Kontrollerde mamografi fizik muayene ve kan testleri yapılmalıdır. Hastalar aylık meme kontrollerini mutlaka kendileri yapmalıdır. diğer testler, doktorunuzun isteğine bağlıdır ve bunlar arasında kemik tomografisi, toraks grafisi ve bilgisayarlı aksial tomografi sayılabilir.

?imdi tedavim bitti. Kendimi kanser tekrar gelecek diye beklerken veya tedavi fayda etmeyecek diye korkarken buldum. Bu normal mi?

Korkularınız çok normal İlk tedavileri biten kanser hastalarının sik karsılaştığı tecrübedir. Doktora her gittiğinizde kanserle savaşmak için bir şey yaptığınızı bilmek çok güven vericidir. Görsel ve tecrübeye dayanan desteğin bitmesi, bu hastalar için çok korkutucudur. Her şeyden önce kanseri tedavi etmek için elinizden gelen her şeyi yaptığınızı; doğru tedaviyi seçtiğinizi ve tedavinizi düzenli takip ettiğinizi bilmek sizi rahatlatacaktır. Ayrıca ayni korkuyu yasamış birisiyle konuşmak çok yararlıdır.

Bana lumpektomi(sadece tümörün çıkarılması) sonrasında göğüs duvarı veya ameliyat izinde lokal nüks tanısı konuldu. Tedavimin tercihlerim ne olacaktır?

Nüks vakalarda tedavi tercihleri her hastanın kendi kişisel durumuna göre değişir. Bu demektir ki sorunun cevabi biraz zor. Çünkü olabilecek her şey burada genel bir bilgi olarak sunuluyor. Bu konuda iki şey söylenebilir.

  • Lumpektomi sonrası nüksü olan ve tedavi sonrası iyileşen birçok kadın vardır.
     

  • Nüks meme kanserinin tedavisi için genel tedavi prensibi memenin veya lokal nüks tümörün çıkarılmasıdır. Sua tedavisi ve kemoterapi sıklıkla kullanılır.

Bana metastaz tanısı konuldu. Tedavi tercihlerim ne olacaktır?

Nüks vakalarda tedavi tercihleri her hastanın kendi kişisel durumuna göre değişir. Bu demektir ki sorunun cevabi biraz zor. Çünkü olabilecek her şey burada genel bir bilgi olarak sunuluyor. Bu konuda üç şey söylenebilir.

  • Metastaz tipine ve yayılımına bağlı olarak genellikle sistemik tedaviler uygulanır. Meme kanseri metastazlarının kontrolünde kemoterapi ve hormonal tedavi etkili olabilir. (Kanserin simdi nerede olduğuna bakılmaksızın vücudun neresinde olursa olsun o hala meme kanseridir.)
     

  • Kemik ve beyin metastazlarında sua tedavisi çok etkili olabilir. Kemik ağrısı için sua tedavisi ve kemoterapötikler sıklıkla yardımcıdır.
     

  • Yüksek doz kemoterapi ve kemik iliği nakli veya ana hücre nakli birçok kadın için tedavi tercihleri olabilir.

Bu olay olduğu için çok kızgınım ve moralim çok bozuk. Ne yapabilirim?

Tanınız hakkında aldatılmış, kızgın ve üzgün hissetmeniz -hatta ilk seferden daha fazla- gayet doğal. Birçok kadın, vücutlarının tekrar kanser kaparak kendini aldattığını hissederler veya ilk seferde doğru tedavileri seçmediklerini düşünürler. Bunlar normal duygulardır ve ilk seferde sizin ve doktorunuzun doğru tedavi seçtiğiniz konusunda kendinizi inandırmanız çok uygun olur. Birçok nüks veya metastaz tanılı kadın bu sefer daha çok korktuklarını söylerler Bunun nedeni simdi hastalığı daha iyi tanımalarıdır.

eXTReMe Tracker