Archivi per ‘Sağlık Gündemi’

Bebek Cinsiyeti Belirleme Yöntemleri

category Sağlık Gündemi admin 17 Nisan 2008

Antik Çin, Mısır ve Yunan uygarlıklarından beri insanoğlu doğacak bebeğinin cinsiyetini doğmadan önce saptayacak ve istediği cinsiyette bebek sahibi olmasını sağlayacak fomüllerin peşinde koşmuştur. Bu konuda sayısız hurafe, halk öyküsü ve sihirli öneriler ortaya atılmıştır. Günümüzde bile bazı “otoriteler!” ve “konunun uzmanları!” çiftlere istedikleri cinsiyette çocuk sahibi olabilmeleri için yüzdeyüz garantili! öğütler vermeye devam etmektedirler. Maalesef sadece bizim toplumumuzda değil en gelişmiş toplumlarda bile bu tür hokkabazlar rağbet görmektedir. Erkek bebek için Y kromozomu taşıyan, kız bebek için ise X kromozomuna sahip spermin yumurtayı döllemesinin gerektiği bir asırdan beri bilinmesine rağmen1970′lerde Y kromozomu taşıyan spermlerin X’lerden ayrılabileceğinin keşfi ile isteyene istediği çocuğu vermenin bilimsel ve gerçekçi yolu açılmıştır.

Zaman içerisinde yüksek teknolojiler geliştikçe X ve Y spermlerinin özellikleri daha iyi anlaşılmış ve bunları ayırmak için değişik teknikler gelişmiştir. 1998 yılında Virginia’a da yapılan bir çalışmanın sonuçları spermlerin ayrılmasında yeni bir tekniği dünyaya duyurmuştur. Bu teknik X ve Y spermlerin içerdikleri DNA oranlarına göre Y spermlerinin daha küçük ve hafif olmasına ve hareket hızlarına dayanmaktadır. Erkeğin ejekulatı (menisi) filtre edilmekte ve daha sonra basınç altında çok ince ve çokuzun bir tüpe verilmektedir.Bu spermlerin neredeyse tek tek boruda ilerlemelerini sağlamaktadır. Tüpün diğer ucu ikiye ayrılmakta ve birtkım teknikler ile X ve Y içeren spermler ayrılmaktadır. Bu sistemin başarı oranı X yani kız için %85 iken erkek yani Y içinse %65 olarak bulunmuştur.

Teknoloji gerektirmeyen ve kişilerin kendilerinin uygulayabileceği bir yöntem de 1989 yılında tanımlanmıştır. Bu sistemde de Y spermlerinin daha küçük ve hızlı olduğu varsayımından yola çıkılmakta ve ilişki zamanlaması ile istenilen cinsiyette bebek sahibi olmak için öneriler verilmektedir. Buna göre erkek bebek isteyen çiftler öncelikle yumurtlama anını saptamak için piyasada satılan kitleri günde 2 defa kullanmalı, testteki renk değişimine göre ovülasyonun 24 saat içinde olacağı saptandıktan sonra tek bir sefer ilişkde bulunmalı, bu ilişki renk değişiminden sonraki 24 saat içinde olmalı, ve derin penetrasyonu sağlayacak pozisyonlar tercih edilmelidir. Bu sayede hızlı yüzen Y spermleri daha çabuk tüplere varabilecektir. Kadının erkeğin boşalmasından önce orgazm olması da şansı arttıracaktır.Kadının orgazmı vajendeki pH dengesini alkali yönde değiştirerek sperm ile serviks salgılarının temasını güçlendirecektir. Ek olarak ilişkiden 1 saat önce kafein içeren içeceklerin alınması spermlerin hızını arttıracaktır. İlişkiden önce 3-4 gün süre ile erkeğin boşalmaması şarttır. Bu sayede erkeğin sperm sayısı yükselecektir. Kız isteyenler için de bunun tam tersini yapmak gerekmektedir. Ovülasyonkitine gerek yoktur ve adet kanaması sona erdikten sonra sık cinsel ilişkide bulunmak yeterlidir.

Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar bu yöntemin Tabiat Ana’nın verdiği olaslıklardan daha yüksek başarılar vermediğini ortaya koymuştur.

İstenilen cinste bebek sahibi olmanın en garantili yolu embryo seçimidir. Tüp bebek uygulamalarında embryo birkaç hücreli hale geldiğinde hücrelerden biri alınarak Y kormozomu baklır ve eğer istenilen cinsiyette ise rahimne yerleştirilir. Bu yöntemin başarı şansı %100 dür.

Etik Yönü
Cinsiyet tayininin en önemli engelleyicisi işin etik yönüdür. Herhangi bir sebep olmadan çiftlere istedikleri cinsiyette bebek sahbi olmaları konusunda yardımcı olmak doğanın hassas dengelerini bozacaktır.Değişik toplumlarda farklı istekler olmasına rağmen özellikle ülkemizde erkek çocuğa olan merak geri dönüşü mümkün olmayan zararlar doğurabilir. Bu yöntemler sadece belirli hastalıkların varlığında kullanılmalıdır. Örneğin X-e bağlı geçiş gösteren kromozom bozukluğu olan çiftlerden doğacak kız bebekler %100 hasta olacağından bu tür çiftlerde yoğun çocuk isteği var ise değişik yöntemler ile kız bebek sahibi olmaları engellenebilir.

Sağlıklı Yaşam

category Sağlık Gündemi admin 16 Nisan 2008

Kadında Boşalma Nasıl Olur?

Kadın ve erkek cinsel yanıtları arasında fizyolojik bir takım farklar söz konusudur. Cinsel uyarılma aşamasında, kadında da erkekte de cinsel organlardan renksiz bir sıvı salgılanır. Erkeklerde bu Cowper bezi salgısını takiben genellikle boşalma da olur. Kadında ise Bartolin bezlerinin bu sıvısı uyarılmayı gösterir, ıslanma (lubrikasyon) adını veririz. Cinsel yanıt sürecinde, istek ve uyarılmadan sonra orgazm aşaması gelir. Orgazm her iki cinste de, cinsel organların saniyeler süren ritmik kasılmaları ve buna eşlik eden yüksek haz halidir. Erkekte orgazm aşamasında, erkek yumurta hücrelerini de taşıyan meni boşalır. Kadında, orgazma eşlik eden herhangi bir sıvı, boşalma denebilecek bir durum söz konusu değildir. Kadınlar, cinsel uyarılma aşamasında ıslanırlar, orgazmda da bu ıslaklık sürer, ama herhangi bir sıvı akmaz.

Uyuşturucular

category Sağlık Gündemi admin 16 Nisan 2008

Uyuşturucudan kurtulmanın yolu viagra mı? »

İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre, iktidarsızlık ilacı Viagra, uyuşturucu bağımlılarının tedavisinde de olumlu sonuçlar alınmasını sağlıyor.
 
İsveç Lund Üniversitesi’nin araştırmasına göre, Viagra, uyuşturucu tedavisi görenlerin “cinsel durumunu düzene sokarak” tedaviye yardımcı oluyor. Viagra kullanan deneklerde iyileşme belirtilerinin görüldüğünü ifade eden doktorlar sadece uyuşturucu değil alkol bağımlılarının da Viagra kullanmalarını öneriyor.

Sağlıklı Beslenme

category Sağlık Gündemi admin 16 Nisan 2008

Hangi renk besin neye faydalı »

Meyve ve sebzelerin renkleri sağlığımıızı nasıl etkiliyor ?

Amerikan Kanser Derneği ve John Hopkins Hastanesi’nin yaptığı ortak araştırma diyeti oluşturan renklerin hastalıklarla yakın ilişkisi olduğunu ortaya çıkardı. Sebze ve meyveden zengin diyet kanser ve kronik hastalık riskini azaltıyor. Beyazlar kolesterolü düşürürken, morlar kanser ve hafızada çok etkili.”Ne yersek oyuz” sözü bir kez daha doğrulandı.

Yapılan son çalışmalar, günlük olarak 5 ve üzerinde renkli sebze ve meyve tüketiminin sağlıklı yaşam için çok önemli olduğunu kanıtladı. Sebze ve meyvelerin sağladıkları vitamin, mineral, posa ve fitokimyasallar ile sağlığı geliştirdikleri, yaşlanmanın neden olduğu etkileri önledikleri, kanser ve kalp hastalıkları riskini azalttıkları belirlendi. İşte renklerine göre besinler ve yararları:

BEYAZ GIDALAR
Beyaz renkli besinler LDL kolesterolü düşürüp, kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Muz, armut, karnabahar, sarımsak, soğan, mantar, patates gibi beyaz renkli besinleri tüketerek kalp hastalıkları riskinizi minimuma indirmeniz mümkün.

MAVİ VE MOR
Mavi ve mor renkli besinler etkisini en çok hafıza üzerinde gösteriyor. Bu renkteki gıdalar pek çok kanser türüne (başta prostat kanseri olmak üzere) yakalanma riskini azaltıyor. Dolaşım sisteminin korunmasına ve sağlıklı yaşlanmaya da yardım ediyor. Erik, siyah üzüm, patlıcan, böğürtlen, incir, yaban mersini, lahana gibi besinleri yoğun tüketmeye özen gösterin uyarısında bulunuyor uzmanlar.

SARI VE TURUNCU
Sarı ve turuncu renkli besinler bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor. Göz ve kalp hastalıklarına karşı kalkan oluşturuyor. Portakal, şeftali, mango, kavun, havuç, ananas, üzüm, balkabağı, kayısı, sarı elma, mısır bu renk besinler arasında.

YEŞİL GIDALAR
Yeşil renkli besinler kemikleri koruyor, dişleri güçlendiriyor, göz sağlığına zarar gelmesini önlüyor. Bazı kanser türlerine yakalanma riskini de azaltıyor. Yeşil renkli gıdalar arasında kivi, ıspanak, brokoli, brüksel lahanası, marul, lahana, avakado, yeşil elma, salatalık, biber, taze soğan, roka gibi besinler yer alıyor.

KIRMIZI GIDALAR
Domates, kırmızı elma, çilek, karpuz, ahududu, kiraz, turp gibi kırmızı besinler sağlık açısından oldukça önemli. Kırmızı renkli besinlerin Alzheimer hastalığından korunmada başrolü oynadığı artık kanıtlandı. Kırmızı besinler, kalbin kan akımını düzenliyor ve üriner sistemin sağlığını da koruyor.

Sağlık Haberleri

category Sağlık Gündemi admin 15 Nisan 2008

Sigara kilo almadan nasıl bırakılır? »

Sigarayı bırakmak istiyor ama kilo almaktan korkuyorsanız beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirmekte fayda var.

Sigara içmek kanser, kolesterol yüksekliği, koroner arter hastalıkları, solunum bozuklukları ve osteoporoz riskinin artması gibi birçok hücrede hasara neden olur. Vitamin ve mineraller gibi temel besin öğelerinin emiliminin engellenmesine neden olur. Sigaranın insanı öldürdüğü sürekli ifade edilen önemli bir uyarı ancak buna rağmen her gün birçok genç sigara içmeye başlıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 100 bin, dünyada ise 5 milyon kişinin sigaraya bağlı hastalıklardan öldüğü bildiriliyor. Üstelik sigara içmemesine rağmen tütün dumanına maruz kalanlarda da ölüme yol açabiliyor. Bu durum tüm tütün ürünleri nargile, puro, pipo vs için geçerli. Sigaranın içinde bulunan nikotin ve çok sayıda toksik madde, bedenin kendini temizleme sistemine çok büyük zarar veriyor.
Sigara kanser riskini artırır Sigara içmek özellikle C vitamini alımında problemlere yol açar. Bildiğiniz gibi C vitamini vücudumuzun temel antioksidanlarındandır. Antioksidanlar birçok hastalığın önlenmesinde önemli rol oynar. Eğer sigara içiyorsanız vücut dokularınızda ve kanda C vitamini eksikliğiyle karşılaşılması mümkündür. Bu eksikliği ortadan kaldırabilmek için vücudunuz daha çok ­C vitaminine ihtiyaç duyar. Sadece C vitamini alımını değil sebze ve meyve tüketiminizi de sigara içiyorsanız mutlaka artırmalısınız. Ama şunu bilmelisiniz ki hiçbir şey sigara içerek vücudunuza verdiğiniz zararı geri çeviremez. ”Önce zayıflayayım, sonra sigarayı bırakırım” fikri çok doğru bir yaklaşım olmaz. Ancak beslenme alışkanlıklarını düzenleyip planlı bir süre sonunda da sigara bırakma kararını hayata geçirmek daha doğru olur. Sigara içimi başta ağız ve dudak kanseri olmak üzere birçok tümörün kaynağıdır. İstatistiklere göre sigara tüketen erkeklerin yüzde 40’ı emeklilik yaşamına başlamadan hayatlarını kaybetmekte, kadınlarda ise rahim kanseri riski artmaktadır.
Bırakanlar da kilo verebilir Sigara dumanındaki kimyasallar sindirim sistemimize de ulaşacak ve burada tahribatlara yol açacaktır. Özellikle bileşimindeki oksidan maddeler, besinlerle dışarıdan aldığınız ve antioksidan dediğimiz bağışıklık sisteminizi güçlendiren vitaminlerin (C, E, A vitamini ve A vitamini ön maddesi olan beta karotenin) kanda ve serumdaki seviyelerini azaltır. Daha sık nezle, grip olunur. Ve ağız tadınız bozulur. Genellikle sigarayı bırakanlar ilk başta birkaç kilo alırlar. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, sigarayı bırakan erkeklerin yüzde 61’i, kadınların ise yüzde 51’i sigarayı bıraktıktan sonra 1 - 2 kilo alır. Ancak sigarayı bırakanların yüzde 23’ü de kilo vermektedir. Bırakırken kilo almamak için Sigarayı bırakmaya niyetlenen kişi sigarayı bırakmadan önce beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek üzere bir beslenme ve diyet uzmanıyla görüşmelidir.
Sigara bırakınca nikotin sebebiyle metabolik hızda azalma yaşanabilir. Buna engel olmak için düzenli bir egzersiz programına başlanarak tedbirli olunmalıdır. Spor yapanların sigarayı bırakma başarısı iki kat fazladır.
Sigara bırakıldığında kan şekerinizde düzensizlik oluşabilir ve canınız tatlı isteyebilir. Bunu önlemek için şekersiz ciklet çiğneyin, şeker ihtiyacınızı meyvelerden veya taze sıkılmış meyve sularından karşılayın. Ancak bir çay bardağı taze meyve suyunun 45 - 50 kalori içerdiğini unutmayın. Bu nedenle maden suyuyla karıştırmayı deneyin.
Sigarayı bıraktıktan sonra kafeinli içecekleri çok fazla içmeyin, bu içecekler sigarayı hatırlatabilir. Ayrıca kafein, sigara bırakıldığında görülen sinirlilik, gerginlik ve huzursuzluğu artırabilir.Sigarayı bıraktıktan sonra

Tat alma duyusu artar, yiyeceklerin tat ve kokusu daha iyi hissedilir. Sigarayı bırakan kişi tütünden aldığı damak zevkini yiyeceklerden almaya yönelir.
Sigara bırakılınca iştah açılabilir.
Genelde sigara yemeğin bitiş sinyalidir. Kalabalık ve uzun sohbetlerin olduğu ortamda kişi yemek yemeye sürekli devam edebilir ve eskiye oranla daha fazla yiyecek tüketir. Bu durumda diş fırçalamak veya naneli şekerle yemeği sonlandırmak çözüm olabilir.
Öğün aralarında acıktıkça, taze sebzelerden (marul, domates gibi) salatalar hazırlayıp yağsız tüketebilirsiniz. Sos olarak yağsız soslar, yoğurt ve limon kullanılabilir.
Daha sık meyve tüketin. Daha önce böyle bir alışkanlığınız yoksa meyvelerden salatalar hazırlayıp bunu daha eğlenceli hale getirebilirsiniz.
Şekeri bırakın. Tatlı ve çikolata tüketiminizi sınırlayın. Nadiren kendinizi ödüllendirmek için sütlü veya meyveli hafif tatlılardan (kaymaksız ayva, kabak gibi) tüketmeye çalışın.
Kepekli ekmek tüketin. Hem daha çok tokluk hissi yaratacak, hem de B grubu vitaminlerce çok zengin olduğu için faydalı olacaktır.
Azar azar ve sık beslenin. Gün içinde 5 - 6 öğünde beslenmek her zaman en iyisidir.
Sigarayı bırakan kişi kendisini ödüllendirmek ister. Eğer uzun süre ödül olarak yüksek miktarda kalori içeren besinleri seçerse bu durumda sağlıksız beslenme alışkanlığı oluşabilir.

Ruh Sağlığı

category Sağlık Gündemi admin 15 Nisan 2008

Şizofreni Hastaları İçin 10 Emir »

Birinci Emir
İlaçlarını almayı aksatmayacaksın
Sorunları çözmek için ilacın tek başına yeterli olmadığını biliyoruz.İlacı yutmayı kolaylaştıracak sosyal destek programlarına da ihtiyaç var.
İkinci Emir
Gününü ve geceni iyi ayarlayacaksın. Yeteri kadar uyumaya özen göstereceksin.
Uyku biraz tartışmalı bir konu. Yeterince uyumazsanız bunun ardından hastalığınız alevlenme dönemine girebilir. Öte yandan bazı şizofrenler çok fazla uyuyorlar. Öğlenden sonra saat ikide hala üzerinde pijamaları olan kişiler tanıyoruz. Bu kişilerin boş zamanlarında ne yapacağını bilmemesi de çok doğal ,çünkü bu saatleri uyuyarak geçiriyorlar. Yeni grup ilaçların uyku verici yan
etkileri daha az. Hepimiz uykudan kazandığımız zamanı nasıl değerlendireceğimizi düşünelim.

Üçüncü Emir
Stresten uzak duracaksın
Söylemesi kolay, yapması zor…

Dördüncü Emir
Herkesin her gün yaptığı şeyleri sen de yapacaksın
Şizofrenisi olan kişiler de günde üç öğün yemek yemeli ; düzenli aralıklarla banyo yapmalı, traş olmalı. Ayrıca evini ya da odasını temiz tutmalı. Temizlik yapma konusunda güçlük çekiyorsanız
yakınlarınızdan yardım istemelisiniz.

Beşinci Emir
Uyuşturucudan uzak duracaksın; alkol ve sigarada aşırıya kaçmayacaksın.
Sokakta satılan uyuşturucu ya da uyarıcı maddeler hepimiz için tehlikeli ve yasak. Bağımlılık yapan ya da geçici bir keyif veren ilaçlardan da uzak durmalı. Bu tür ilaçlar sanki sıkıntıları rahatlatıyor gibi düşünülse de psikotik alevlenme dönemleri
arasındaki iyilik dönemlerini kısaltıyor.
Alkol ne iyi ne kötü. Ancak çok içmemeye dikkat etmeli.
Şizofrenisi olup da sigara içmemek neredeyse imkansız gibi, ancak aşırı sigara içmenin kullanılan ilaçların olumlu etkilerini zayıflattığını hatırlatalım.

Altıncı Emir
Yaşantının belirli bir düzeni olacak
Hep aynı saatte yatmaya, kalkmaya, yemek yemeye özen göstermek gerekiyor.

Yedinci Emir
Her gün için program yapacaksın
Bütün gününü yatakta geçirmeyeceksin. Her gün yararlı bir şeyler yapamaya gayret et. İsteksizliğinin üstesinden gelerek ev dışındakı faaliyetlere katılmaya çalış.

Sekizinci Emir
Başkalarıyla bağlantıyı kesmeyeceksin
Arkadaşlarınla ve diğer psikotik hastalarla , tanıdıklarınla ilişkini sürdürmelisin. Psikotik insanlar bazen çevreden uzaklaşma eğiliminde olurlar. Bu da iyi bir işaret değildir.

Dokuzuncu Emir
Psikiyatristinle ve tedavi ekibiyle bağlantını kesmeyeceksin
Hastanelerdeki bürokratik işlemlerin sıkıcılığı nedeniyle bu bazen güç olsa da…

Onuncu Emir
Her hafta jimnastik ya da bedensel egzersiz yapacaksın
Böyle bir alışkanlığı olmayanlar için başlangıçta zor gelebilir.
Bunun en kolay yolu her gün düzenli olarak yürüyüş yapmak. Her sabah yarım saat , ya da sabah akşam. Ayrıca evde jimnastik yapabilirsin ya da bir jimnastik salonuna kaydolabilirsin.

Parazitler

category Sağlık Gündemi admin 15 Nisan 2008

Bağırsak Solucanı Enfeksiyonları Nasıl Tedavi Edilir? »

İnsan bağırsaklarında yaşayan birçok solucan türünü yok eden çe­şitli özel ilaçlar vardır. Bu ilaçlardan bazıları “Tetrachlorethylene ve Hexylresorcinol” gibileri birçok tip solucanları telef etmektedir. Başka ilaçlar, “Chenopodium” yağı veya “Gjentian violet” gibi ilaç­lar yuvarlak solucanları imha etmekte daiüâ yararlı olmaktadırlar. Bu rahatsızlıklar için doktora gerekli olan bilgiler açık açık anlatılmalıdır. Gerekli ve yoğun tedaviler tatbik edildiği hallerde bü­tün solucanlar tedavi edilebilmekte ve tâli kötü sonuçlar kalma­maktadır.

Paratiroid

category Sağlık Gündemi admin 15 Nisan 2008

Paratiroid Ameliyatı Yapıldıktan Sonra… »

Yataktan çıkma => 24-48 saat arası
Hastaneden ayrılma => Yedi ile dokuz gün arası.
Banyo yapmak => Yedi ile dokuz gün arası.
Normale dönmek => Dört ile altı hafta arası.

Pankreas

category Sağlık Gündemi admin 14 Nisan 2008

Pankreas yeri ve fonksiyonları nelerdir? »

Pankreas; üst karın bölgesinin ortasında 12,5 santim kadar uzayan yatık ve sanmtrak bir guddedir. Arka karın çeperinde midenin en altındaki alanla yatay kalınbağırsağın arasında yatmaktadır. Başı, onikiparmak bağırsağı kavisine bağlı ve sarılı bulunmaktadır. Pankreasın başlıca iki fonksiyonu vardır:
1. Bağırsaklarda gıda maddelerinin hazmını kolaylaştıran enzim­leri (kimyasal maddeleri) imal etmek.
2. Vücutta şeker kullarıma oranını ayarlayan ve insulin olarak ad­landırılan hormonu imal etmekte ve bunu kan akımına ifraz et­mek.

Organ Nakli

category Sağlık Gündemi admin 14 Nisan 2008

Yıpranmış organ veya dokuları nakil imkanları var mıdır? »

Evet, bazı hallerde dokular ve organlar eklenebilir. Ancak, ne yazık ki, bir insandan başkasına veya bir hayvandan bir insana eklenen bu dokuların büyük çoğunluğu birkaç günden ya da bir­kaç haftadan fazla yaşamamaktadır.