Archivi per ‘AİLE PLANLAMASI’

Aile ve Evlilik Kurumu

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Aile bir sosyal kurum olarak bilhassa sosyolog, antropolog, tarihçi ve psikologların yakın ilgi odağı olmuştur. Ancak, her bilim dalının kendi şartlarına göre düzenlenen yöntemi ile teknikleri ve çalışma alanı olduğu için, bilim adamları meseleye kendi açılarından yaklaşmışlardır. Bu sebeple aile hakkında önemli çalışmalar yapıldığı halde, bilim adamları arasındaki ilmi ilişkilerin yetersizliği, aile hakkında gerek siz tartışmalara sebep olmuştur

exogaima

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Aynı klanın üyelerine aralarında üremeli olarak birleşmeyi yasaklayan kurala , dışardan evlenme ( exogaima) derler

Allerji kelimesi

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Yunanca’da diğer anlamına gelen “allos”‘dan köken alır.
Bu terim bağışıklık sistemi içindeki herhangi bir “değişmiş reaksiyon”u tanımlamaktadır. Allerji, normalde zararsız olan maddelere karşı anormal ve zararlı bağışıklık sistemi cevapları vermektir.
Bu karmaşık cümle ne anlama gelir? Bir örnekle açıklayalım: Bitki polenleri normalde insanlar için zararlı olmayan taneciklerdir. Ancak bazı kişilerde polenlere maruziyet nezle şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bu olay “allerji”, böyle kişiler de “atopik bünyeli” olarak adlandırılmaktadır.

Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir.
Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır. Diğer bir deyişle atopik bünyeli bir kişi, allerjik hastalık gelişimine neden olan bu özelliğini anne ya da babasından geçen genlerle almaktadır. Kişinin allerjik olup olmaması sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Kalıtıma ek olarak “çevre”nin de allerji gelişiminde önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Tek yumurta ikizleriyle ilgili çalışmalar bu “genetik olmayan” faktörlerin güçlü rolünü çok iyi ortaya koymaktadır. Genetik yapılarının aynı olmasına rağmen tek yumurta ikizlerinin sadece % 25-50’sinde aynı allerjiler veya aynı allerjik hastalıklar gözlenmektedir.

Organizmada kendisine karşı özgün antikor (bağışıklık anti maddesi) oluşturan maddelere antijen denir.
Bu antijen, allerjik bir durum geliştirirse, o zaman antijene allerjen adı verilmektedir.
Allerjenler normalde çoğu insan için zararsız partiküllerdir. Ancak atopik yani “allerji gelişimine yatkın” bünyeli kişilerde allerjik hastalıklara neden olurlar.

Polenler

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Polen bitkilerin erkek tohumudur. Çıplak gözle görülemeyen taneciklerdir. Bu tanecikler genellikle rüzgar yolu ile geniş alanlara dağılırlar.
Polenler, çayır-ot (grass) polenleri, ağaç (tree) polenleri ve yabani ot (weed) polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır.
Polen allerjisi olan hastaların şikayetleri de genellikle bu dağılımla uyumlu olmaktadır

Evlilik Kumrunun Tarihi Gelişimi

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Aile, insanlığın var olduğu günden beri olduğuna göre, evlenme de aile ile aynı yaştadır. Ancak her evlenme aynı zamanda aileyi meydana getirmemektedir. Çünkü evlenmenin sonunda hemen ailede meydana gelmemekte ya da evlilikle kurulan aile, bir süre sonra ya geçici olarak ya da tamamen ortadan kalkmaktadır. Bir de cinsi bir liktelik yalnızca evliliğin sonucu olmadığı için, bu durumda geçen süre evlilikten sayılmamakta ve bireyler evli olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla insanların bütün birliktelikleri, evlilik ve aile ilişkisi olarak algılanmamaktadır. Bu durumun sebeplerinin başında sosyal kabuller ve dini inançlar gelmektedir. Hatta evlilik kurumun- da, din, birinci derecede rol oynamaktadır. Mesela bir sosyal gruptaki evlilik kurumu incelenirse, evliliğin çeşitli safhalarında dinin geleneksel yapıyla olan yakın ilişkisi görülür. Bu sebeple olacak ki, çağdaş sosyologlardan Bottomore, dinin evlilik ilişkileri üzerinde son derece etkili olduğunu söyleyerek, Hindu dininde ve Katolik inancındaki boşanma yasağını ve hükümlerini örnek gösterir. Bilindiği gibi İslam dini de evlilikle ilgili birçok hükümler getirmiştir ve bu dine inanan insanlar, evlilik şekillerini ve aile yapılarını önemli ölçü de, İslami  çerçevede sürdürmeye çalışırlar. Ancak sosyal yapıdan kaynaklanan gelenekler, bazı konularda din ile beraber kendini gösterirken, resmi hukuk ile örfi hukukun çatıştığı görülebilir.
İslam dinine inananlar, Allah huzurunda kendilerini karı koca ilan ettiklerinde, dini açıdan evli sayılırlarken, gelenekler o insanların bu kararlarını, sosyal grup içinde ilan etmelerini gerektirir. Aksi takdirde onlar karı-koca kabul edilmez. Resmi hukuk açısından da kendilerini gayri resmi karı-koca kabul ederek, cinsi ilişkiye giren insanlar, bir süre sonra ayrıldıklarında dul kabul edilmezlerken, resmi olarak evlenen insanlar, cinsi ilişkiye girmeseler, hatta aynı haneyi beraber hiç kullan masalar dahi, bir süre sonra ayrıldıklarında, kanunlar karşısında dul sayılırlar.
Tarihin derinliklerinde evlilik kurumunu bazı değerlere ve yasalara bağlayan formel ve enformel kurallar vardır. Bu kuralların en önemlilerinin başında, genelde tek eşle evlilik gelmektedir. “Samu el Johnson’un dediği gibi hiç kimse bir başkasının evlenme olanağını ortadan kaldırmadıkça. iki karı alamaz. Polyandry (Bir kadının iki ya da daha çok erkekle evlenmesi) ise o kadar az görülen bir durumdur ki, Murdock bu olguyu “etnografik bir tuhaflık” saymaktadır. Çok karılılığa izin verilen yerlerde bile, başta evlilik tipi tek karılıktır”. Yerli sosyal gruplardaki çalışmalarıyla tanınan Malinowski de “evlilik genellikle tek eşlidir; cinsi ilişki yalnız birbirleriyle evli eşler arasında geçer ve süreklidir, yaşamları birbirinden bağımsız, ekonomi ortaktır. Yalnız şefler çok kadınla evlenirler, diyerek yukarıdaki görüşü yıllar önce destekleyici bilgiler sunmuştur. Ayrıca “antropolojik çalışmalar, evlilik dışı doğan çocukların yasal çocuklarla aynı toplumsal davranışlardan yararlandığı ve aynı toplumsal yeri aldığı bir tek toplum gösteremiyorlar” diyen Malinowski, evliliğin çocuklara meşruiyet kazandıran bir kurum olduğu hususuna dikkatimizi çekerek “evliliği çocuklara meşruluk statüsünü veren, evlilikte de ek, özel bir statü kazandıran, kamu, hukuk ve gelenek tarafından belirlenmiş sözleşmeli bir birlik olarak tanımlayabiliriz” der. Malinowski, ayrıca yerlilerde cinselliğin birinci derecede sosyal ilişkileri ifade ettiğini “cinsellik, Güney Denizi adaları sakinleri için, salt fizyotojik sürecin bizdeki kadar az yer tuttuğu, aşkı ve aşk yaşamını da içeren bir şeydir; evlilik ve aile gibi öteden beri saygıdeğer olmuş kurumların çekirdeğini oluşturur; sanat ondan etkilenmiş, kendi tılsım formülleri ve kendi büyüsü vardır. Gerçekte kültürün hemen her tezahürünü etkiler. Geniş anlamda cinsi yaşam iki birey arasındaki salt bedensel ilişkiden çok, sosyolojik ve kültürel bir güçtür” diyerek belirtir.
Malinowski ve Bottomore’nin aksine, evrimci teorinin savunucularından olan Morgan; tek eşli evliliğin sosyal grupların evrimi sonucu, sonradan meydana geldiğini ve bu evlilik tipinin nihai olduğunu, ayrıca erkeklerin her zaman çok kadınla evlenme haklarının olduğunu kabul eden Ancak bu görüşe ve Morgandan kaynaklanan “cinsi serbestlik” anlayışına sosyal bilimciler tarafından pek rağbet edilmemiştir.

Mantar sporları (küf)

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Mantarların sporları allerjeniktir. Genellikle orta ısıda ve bol rutubetli yerlerde çoğalırlar.
Ev dışında (bitkiler, hayvan artıkları ve toprak üzerinde) ve ev içinde (ıslak zeminler, duşlar, banyo örtüleri, klima ve nemlendirici cihazlar üzerinde) bulunabilirler.
Bunların kesin bir mevsimsel periyodu olmamakla birlikte ilkbaharda sıcakların artmasıyla çoğalırlar ve ilk soğuklarla kaybolurlar.

Ailede İşbölümü

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Aileyi meydana getiren bireyler konumlarına göre farklı rollere sahiptir. Babanın anneye, annenin çocuklara göre farklı olan konumları, aynı zamanda rollerini ve sorumluluklarını da farklı kılmaktadır. Burada, aile düzeninin sağlanması amacına dönük bir iş bölümü söz konusudur.
Ailenin temeli kan koca ilişkisinde atılır. Türk Medeni Kanunu’nda “Eşler, çocukların bakımını, eğitim ve gözetimini elbirliğiyle sağlamak zorundadır. Eşler evlilik birliğini birlikte yürütür. Evin giderlerine eşler güçleri ve mal varlıkları oranında katılır” şeklinde hükümler yer almaktadır.
Bu hükümler eşler arasında iş bölümünü vurgulamaktadır. Böyle bir iş bölümü günümüzde aile bireylerinin görev ve sorumluluklarını paylaşmalarını zorunlu hale getirmiştir. Ailesine ve toplumuna hayırlı evlatlar yetiştirme, iş bölümünün temelini oluşturur. Şüphesiz anne-babalar sadece kendi aralarında değil, çocuklarını da işin içine katmak, onlara sorumluluklar vermek, onlara güven duymak yoluyla bu amaçlarını gerçekleştirirler. Çocuklarını iş bölümüne katmayan ailelerde, çocukların yetenek gelişimi engellenmiş olur. Üstelik bu aileler, çocukların katkılarından yoksun olurlar?
Öte yandan çocuklarına belirli sorumluluklar vermeyen ailelerde, demokratik bir ortam oluşturulamaz. Dengeli ve uyumlu bir iş bölümü, aile bireylerinde şu anlayışların geliştirilmesine bağlıdır:(Doğan, Sosyoloji Kavramlar ve Sorunlar, İstanbul.)    Aile üyeleri, aile hayatını kolaylaştırmakla yükümlüdür. Bunun için herkes üstüne düşen görevler olduğunu bilmelidir.
    Anne hem dışarıda çalışıyor, hem de evde çalışıyorsa; baba dahil evin her bireyi, onun evdeki işlerine yardım etmelidirler. Sofra kurmak, sofra kaldırmak, soba yakmak, soba temizlemek, odun ve kömür taşımak, toz almak, ütü yapmak, çöp atmak gibi işler kız- erkek ayrımı gözetilmeksizin, evin bütün çocuklarının üstlenmesi gereken sorumluluklardır.

Ev tozu akarları (mite)

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Akarlar gözle görülemeyen, çevre koşullarına oldukça dayanıklı olan, sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen, ev tozu içinde yaşayan canlılardır. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik özelliktedir. Akar allerjenleri yastık, yatak, halı ve kumaş kaplı mobilya gibi toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır. Bu allerjenlerin solunum yolu ile alınması, hastada allerjik yakınmaların başlamasına neden olmaktadır.
Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenmektedir ve insanların bulunduğu ortamlarda yaşarlar. Akarlar insanları ısırmaz, hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece kişi akarlara karşı duyarlı ise sorun oluşturan canlılardır.
Klasik ev haşare ilaçları akarları öldürmemektedir.
Bir gram ev tozu içinde 100-500 adeti canlı olmak üzere, yaklaşık olarak 19.000 adet akar bulunmaktadır. Yetişkin akarlar ortalama 6 hafta yaşarlar. Dişi akarlar bu süre içinde 40-80 yumurta bırakır. Bir akar yumurtası 4 hafta içinde yetişkin akara dönüşür.

Ailede Keder ve Sevincin Paylaşılması

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Keder ve sevinç insanın duygusal yapısını oluşturur. İnsan hayatı adeta sevinç ve kederlerin toplamıdır. Dolayısıyla insan sevinen, sevincini duyan ve yaşayan bir varlık olduğu gibi;.üzülen, olumsuz olay ve etkenlerle de kederlenen bir varlıktır.
İnsan hayatı boyunca ya hep sevinç ya da hep keder yaşamaz. Yani hayat tümüyle sevinç ve coşkudan meydana gelmediği gibi, tümüyle keder ve üzüntü de değildir.
Aile hayatında sevinçlerin yanı sıra, keder ve üzüntüler de görülür. Doğum günleri, sünnet törenleri, evlenme yıl dönümleri, diploma törenleri, düğün ve bayramlar sevinçlerin yaşandığı günlerdir. Böylesi günlerde aile bireyleri beraber olmaktan, bir arada aynı duyguları yaşamaktan dolayı büyük sevinç duyarlar. Sevinçlerin coşkuya dönüşmesinde ailece birlikte olmanın, aynı ortam ve duyguları paylaşmanın rolü vardır.
Hayat sürprizlerle doludur. Bir gün son derece sağlıklı ve mutlu olanın bir diğer gün hasta ve mutsuz olması hayatın bu yönünü kanıtlar. Ölüm, ayrılık, kaza, maddi ve manevi diğer kayıplar, mal kaybı, hastalık, iş hayatında görülen başarısızlıklar üzüntü verici olaylardır. Aile bireylerin bu tür haller yaşaması ise her an mümkündür. Bu bakımdan ailede sevinç kadar üzüntüler de görülebilir. Ancak bilinmelidir ki, özellikle keder ve üzüntüler ailede paylaşıldıkça, hafifler, bunlar paylaşıldı da insanların bu ortak direnci yaşama azmine dönüşür

Hayvan allerjenleri

category AİLE PLANLAMASI admin 7 Ağustos 2008

Önceleri hayvanlara ait allerji vakaları daha çok kırsal kesimlerde görülürken, evde hayvan besleme alışkanlığında artış nedeniyle bugün şehirlerde yaşayan insanlarda da hayvan orijinli allerjenlere duyarlılık önemli ölçüde artmıştır. Kedi ve köpek allerjenleri en sık karşılaşılan allerjenlerdir.
Hayvan orijinli antijenlerinden en önemlisi kedi allerjenleridir. Kedi beslenmeyen evlerde bile bu allerjenler yaygındır. Kedi allerjenleri asıl olarak hayvanın salyasında bulunmakta ve tüyleri üzerinde taşınmaktadır. Bu allerjenler oldukça yapışkan özelliktedir ve ev içinde duvarlarda ve diğer yüzeylerde bol miktarda bulunabilirler. Hayvanın uzaklaştırılmasından aylar sonra bile allerjenlerin etkileri devam etmektedir.
Kuş tüyü allerjilerinin bir zaman çok önemli olduğu sanılıyordu. Ancak kuşlar daha çok tüyleri arasında mantarlar ve akarlar için uygun üreme ortamları sağladıkları için allerji gelişimine ve şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olurlar. Kuş tüylerine ait olan allerjenik vasıf tüyler eskidikçe kaybolmaktadır.
Önceleri at kılına allerji sıkça rastlanmaktaydı. Ancak günümüzde bu olay sadece at binenlerde veya at bakıcılarında gelişmektedir.

eXTReMe Tracker