Archivi per Haziran, 2008

İndiksiyon (sunni sancı) Uygulaması

category Gebelik dönemi admin 23 Haziran 2008

İndiksiyon (sunni sancı) Uygulaması nduksiyon genel anlamıyla “gebelik ürününün atılmasını sağlamak amacıyla rahmin kasılmaya teşvik edilmesi” anlamına gelmesine karşın, bu yazıda daha çok , bebeğin doğduğunda yaşama şansına eriştiği ileri gebelik haftalarında yapılan induksiyon uygulamalarından söz edilecektir. Hangi durumlarda induksiyon yapılır? İnduksiyon, gebeliğin devamı anne hayatı ve/veya bebeğin hayatı açısından sakıncalı olduğu her durumda uygulanır. Anne adayının hayatını kurtarmak amacına yönelik olarak en sık preeklampside, bebek için ise en sık miad geçmesinde kullanılır. Preeklampsi ve özellikle de ağır preeklampsi, tümüyle gebelikte gelişen bir hastalıktır ve en kesin tedavi şekli doğumdur. Preeklampsi tanısı konduğunda ağrılar henüz kendi kendine başlamamış durumdaysa ve sezaryan gerektiren bir durum yoksa induksiyon işlemine başlanarak doğum gerçekleştirilmeye çalışılır. Miad geçmesinde de uteroplasental ünitenin “yaşlanmış” olması bebeğin oksijensiz kalmasına ve ileri durumlarda ölmesine yolaçabileceğinden, sezaryan için başka bir neden yoksa induksiyonla bebeğin doğması sağlanmaya çalışılır. İnduksiyon nasıl yapılır? İnduksiyon için, yani rahmi kasılmaya teşvik etmek için çok sayıda yol vardır. En sık kullanılan yol, anne adayına damardan serum içinde oksitosin adı verilen maddenin belli dozlarda verilmesidir. Bu madde esasen doğum başladığında anne adayının hipofiz bezinden salgılanan hormonunun kendisidir. İnduksiyon için geliştirilen sentetik oksitosin (synpitan®) serum içinde sulandırılarak verilir. Ancak rahmi kasılmaya teşvik etmek bu kadar kolay değildir. Rahimin oksitosine duyarlı hale gelebilmesi ve kasılmaların rahim ağzının açılmasını sağlayabilmesi için rahim ağzında bazı ön hazırlıklar gerçekleşmelidir. Rahim ağzı gebe olmayan bir kadında sert ve kapalı bir yapıdır. Gebeliğin başlamasıyla yumuşar ve bu yumuşama gebeliğin sonuna kadar artarak devam eder. Gebeliğin sonlarına doğru rahim ağzında meydana gelen değişiklikler bu yapının daha da yumuşamasına, uzunluğunun azalmasına (”silinme”) ve rahim kasılmaları ve önde gelen kısmın (baş gelişinde bebeğin başı, makat gelişinde makat kısmı) baskısıyla açılmasına neden olur. İşte induksiyon ve induksiyon öncesi işlemler, henüz zamanı gelmediğinden kendinden gerçekleşmeyen, ya da gerçekleşemeyen bu olayların suni olarak gerçekleştirilmesidir. Rahim ağzındaki bu fizyolojik olayları en iyi şekilde taklit edebilmek için öncelikle rahim ağzı iyi bir şekilde değerlendirilmeli ve gerekli durumlarda rahim ağzı ön hazırlık bazı işlemlerle taklit edilmelidir. Bu amaçla vajinal muayene yapılır ve rahim ağzının nitelikleri, gelen kısmın özellikleri bir arada değerlendirilerek ön hazırlık gerekip gerekmediğine karar verilir. Miadına yakın olan ya da miad geçmesi olan anne adaylarında rahim ağzında ön hazırlık aşaması genellikle kendiliğinden tamamlanmış olup, doğum için yalnızca oksitosinin hipofiz adı verilen beyinde yerleşik salgı bezinden salgılanması beklenmektedir. Rahim ağzının ön hazırlığa ihtiyacı olup olmadığını belirlemek için doğumu gerçekleştirecek doktor Bishop puanlaması adı verilen incelemeden faydalanır. BISHOP PUANLAMASI Puan 0 1 2 3 Rahim ağzında silinme (%) 0 40-50 60-70 80 ve daha fazla Rahim ağzında açıklık 0 1-2 3-4 4′den fazla Rahim ağzının kıvamı sert yumuşamaya başlamış yumuşak - Rahimağzının konumu arkada ortada önde - Önde gelen kısmın doğum kanalında ilerleme durumu hareketli (henüz doğum kanalına girmemiş) -1/-2 (doğum kanalına yeni girmiş) 0 (doğum kanalının tam ortasında) +1/+2 (doğum kanalında oldukça ilerlemiş ve çıkım noktası olan +5′e yaklaşmış Bishop puanı uygun olmayan rahim ağzı bulguları varlığında ön hazırlığı gerçekleştirmek ve rahim ağzını induksiyona hazır hale getirmek için oksitosin verilmeye başlamadan önce rahim ağzına vajinal yolla prostaglandin içerikli bazı ilaçlar uygulanır. Belli bir süre sonra (4-12 saat sonra) rahim ağzı Bishop puanı tekrar değerlendirilir ve gerekli yumuşama, konum değişikliği gibi hazırlıklar oluşmamışsa işlem tekrarlanır. Bishop puanı yeterli hale getirildiğinde induksiyona başlanır. Bishop puanı düşük olmasına rağmen ön işlem yapılmadan başlanan induksiyon uygulamalarında başarı şansı düşükken, uygun Bishop puanında yapılan uygulamalarda başarı oranı yüksektir. Burada başarı, rahim ağzında doğum kasılmalarının başlatılması anlamında kullanılmaktadır. Tüm bu ön hazırlıklar boyunca ve induksiyon işlemine geçilmeden önce bebeğin iyilik halinin çeşitli testlerle değerlendirilmesi şarttır. Bu amaçla yapılan NST değerlendirmesinde fetal distres (bebeğin sıkıntıda olması) şüphesi varlığında induksiyon uygulanması fetal distresi ağırlaştırabileceği gibi, “sıkışmış” olan bir bebeğe müdahalede gecikmelere yol açabilir. İnduksiyon bu konuda deneyimli bir hemşire ya da ebe tarafından doktorun direktiflerine göre uygulanır. Düşük dozlarla başlayan induksiyon gerçek doğum ağrıları oluşana kadar (10 dakikada üç kez gelen ve 40-50 saniye süren kasılmalar) belli bir doza kadar artırılarak devam eder. İnduksiyon başladıktan sonra induksiyonun başarılı olup olmadığını değerlendirmek amacıyla genellikle 2 saatlik aralıklarla vajinal muayene yapılır ve rahim ağzındaki değişiklikler değerlendirilir. İki muayene arasında rahim ağzı değişikliklerinin devam ediyor olması (rahim ağzının açılmaya başlaması) induksiyonun başarılı olduğunu gösterir. İki saat boyunca rahim ağzı bulgularında bir değişiklik olmaması durumunda induksiyon “başarısız” olarak değerlendirilir ve işleme son verilir. Başarısız induksiyon durumunda iki farklı yol izlenebilir: Anne adayı ve/veya bebek iyi durumdaysa belli bir süre sonra induksiyon tekrar denenir, ya da doğum sezaryenle gerçekleştirilir. Başarısız induksiyon durumlarında sıklıkla ikinci yol tercih edilir ve doğum için sezaryen kararı verilir. İnduksiyonun riskleri nelerdir? İnduksiyon basit bir müdahale değildir. Dikkatli bir değerlendirme sonrası başlanmalı, doz artırımını yapan hemşire ya da ebe tecrübeli olmalı, bebeğin durumu ve rahim ağzı bulgularının ilerlemesi düzenli olarak kontrol edilmelidir. Başarısız induksiyon İnduksiyonun en büyük riski başarısız olması durumunda doğumun sezaryenle gerçekleşmesi zorunluluğudur. Doğum kararı bir kez verildikten sonra uygulanmalı ve vajinal yolla doğumu gerçekleştirmek için yapılan induksiyon başarısız olduğunda doğum sezaryenle gerçekleşmelidir. Fetal distres gelişmesi (bebeğin sıkıntıya girmesi) İnduksiyon genellikle doğal rahim kasılmalarından daha düzenli ancak daha güçlü kasılmalara neden olur ve rahim ağzının tam açık olması doğal kasılmalara göre daha kısa zamanda gerçekleşir. Bu da bazı durumlarda ve özellikle de bebeğin miad geçmesi ya da gelişme geriliği gibi nedenlerle “enerji depolarının” yetersiz olduğu durumlarda fetal distres gelişimine neden olabilir. İnduksiyon uygulanması esnasında fetal distres geliştiğinde önce doz azaltılır ve çeşitli önlemlerle fetal distres giderilmeye çalışılır. Bu önlemlere rağmen fetal distres düzelmezse doğum sezaryenle gerçekleştirilir. Hiperstimulasyon Hiperstimulasyon, “aşırı uyarılma” anlamına gelen bir kelimedir. İnduksiyon dozunun yüksek olması veya rahim kasının normal dozlara bile aşırı duyarlı olması durumunda hiperstimulasyon gelişir ve çok şiddetli kasılmalar meydana gelir. Bu nadir görülen bir durum olmakla beraber tanısı geç konduğunda veya gerekli önlemler alınmadığında “uterus rüptürüne” (rahmin yırtılmasına) ve/veya bebeğin oksijensiz kalarak ölmesine neden olabilir. Doğum sonrası kanama İnduksiyon uygulamasının ender görülen bir yan etkisidir. Özellikle gereğinden yüksek dozlarda yapılan uygulamalarda, induksiyonun uzun sürmesi durumunda rahim kasları “yorulduğundan” bebek doğduktan sonra rahim yeterince kasılamaz ve kanamaya neden olur. Uterus rüptürü (rahim yırtılması) Günümüzde induksiyon esnasında uterus rüptürü (yırtılması) çok ender görülen bir durumdur. Uterus kasının rüptürü (yırtılması) şiddetli kanamaya yol açan ve sıklıkla histerektomi (”rahimin alınmasını”) gerektiren bir durumdur. Yetersiz inceleme, tecrübesizlik, ihmal ve rahmin aşırı hassas yapısına bağlı olarak meydana gelebilir. Hangi durumlarda induksiyon sakıncalıdır? İnduksiyonun kesinlikle sakıncalı olduğu durumlar vajinal doğumun kesinlikle mümkün olmadığı durumlardır: Placenta previa, pelvis darlığı, bebeğin yan durması bunlar arasında en önemlileridir. Yine ağır fetal distres de beklenmemesi ve bebeğin acil olarak doğurtulması gerektiği bir durum olduğundan bu grupta sayılabilir. İnduksiyon yapılmasının sakıncalı olabileceği diğer durumlar arasında rüptür riskinin yüksek olduğu çoğul gebelik, makat gelişi, önceden sezaryenle doğum yapmış olmak (özellikle klasik insizyonla yapılmış sezaryenler), iri bebek şüphesi, çok sayıda doğum yapmış olmak ve fetal distres şüphesi sayılabilir. Bu durumlarda her anne adayı ayrı ayrı değerlendirilerek induksiyonun sakıncalı olup olmadığına karar verilir.

Doğumda Alternatif Uygulamalar

category Gebelik dönemi admin 23 Haziran 2008

Doğumda Alternatif Uygulamalar
 Doğum fizyolojik bir olaydır ve dünyanın gelişmiş ülkelerinde doğum yardımında ve doğumla ilgili diğer uygulamalarda anne adayına farklı alternatifler sunulmaktadır. Uygulama ne kadar farklı olursa olsun anne ve bebeğin sağlığının bu uygulamadan olumsuz etkilenmesi beklenmez. Farklı uygulamalar geliştirilmesinin nedeni anne adayının kendini daha rahat hissetmesini sağlamaktır.
 
 Alternatif uygulamalar arasında en önemlileri Amerika’da yaygın olarak uygulanmakta olan suda doğum ve evde doğumdur. Bu iki doğum şeklinin de kendine özgü farklılıkları vardır ve uygulanması tıbbi altyapı (evde doğumda normal dışı bir durumda kısa zamanda hastaneye kolaylıkla ulaşılması gibi) ve teknik altyapı (suda doğum için özel geliştirilmiş havuzlar) gerekir.
 
 Bu bölümde bu yukarıdaki iki alternatif yöntemin ayrıntılarını değil, doğum eylemi, doğum, doğum sonrası ve sezaryen ile doğumda anne adaylarına sunulan alternatif uygulamaları bulacaksınız.
 
 En sol sütunda ülkemizdeki en sık yapılan uygulamayı, orta sütunda ülkemizde veya diğer ülkelerdeki farklı uygulamayı, en sağ sütunda da benim yöntem hakkındaki kişisel görüşümü bulacaksınız.
 
 Bu alternatif yöntemlerden size uygun olduğunu düşündüğünüz varsa doktorunuza bunun uygulanabilirliğini danışmanızda ve kendisinden uygulamayı talep etmenizde, ben en azından kendim açısından sakınca görmüyorum.

Doğum eyleminin birinci evresi (Doğum için doğum haneye kabulden serviksin tam olarak açıldığı ikinci evresine kadar olan dönem)

En sık yapılan uygulama

Alternatif uygulama(lar)

Kişisel yorum

anne adayı doğum haneye yalnız kabul edilir.

anne adayıyla birlikte refakatçi de içeri girer.

doğumların yoğun olarak gerçekleştiği devlete bağlı hastanelerde refakatçi almak personelin yükünü artırabilir.

ilk incelemeler sonrasında lavman yapılır.

lavman yapılmaz.

bebek başı çıktığında dışkıya bulaşmaması için yapılmalı.

pubik kıllar tıraş edilir.

pubik kıllar tıraş edilmez.

—-

anne adayı sancı odasında yatağa alınır, yalnızca idrar yapmak için kalkmasına izin verilir.

odada serbestçe dolaşır.

yürümek ve dolaşmak ağrıların düzenli olması için önemlidir.

doğum gerçekleşene kadar anne adayının ağızdan sıvı ya da katı hiçbir şey almasına izin verilmez.

ağızdan sıvı almasına izin verilir.

az miktarda sıvı gıda alabilir.

iki saatlik aralıklarla vajinal muayene yapılır.

daha seyrek muayene yapılır.

iki saatte bir muayene, doğum eyleminin seyrini takip için gereklidir.

belli aralıklarla kardiotokografi (CTG) uygulanır.

sürekli kardiyotokografi uygulanır.

düşük riskli gebelikte belli aralıklarla yeterli.

bebeğin kalp atışları yalnızca fetoskopla dinlenir.

hastanede CTG aleti yoksa ve düşük riskli gebelikse fetoskop yeterli olabilir.

internal monitorizasyon yapılır (CTG probları uterus içine yerleştirilir)

yalnızca yüksek riskli gebeliklerde bebeği yakın takip gerektiğinde kullanılmalıdır.

serviks açıklığı belli bir aşamaya geldiğinde, baş da “inmişse” amniyos kesesi bir aletle delinerek açılır (amniyotomi).

amniyos kesesinin kendiliğinden açılması beklenir.

ikisi de uygundur.

eylem esnasında mümkün olduğunca ağrı kesici ilaçlardan kaçınılır.

şartlar uygunsa narkotik ağrı kesiciler verilir.

damardan verilen ağrı kesicilerin belli kurallara uyularak verilmesi bebeğin etkilenmemesi açısından önemlidir.

eylemde ağrı kesici olarak epidural uygulanır.

en etkili ağrı kesici yöntem epiduraldir.

doğum hane güçlü ışıklarla aydınlatılmıştır

loş ışıklar

ikisi de uygundur, anne adayının tercihi dikkate alınmalıdır.

doğum hane sessizdir.

müzik yayını vardır ve anne adayı müzik türünü belirleyebilir.

anne adayı rahatsız olmuyorsa müzik yayını uygundur.

gerekli durumlarda damar yolu açılarak anne adayına serum verilir.

doğum hanedeki her anne adayına rutin olarak damar yolu açılarak serum verilir.

her anne adayına serum vermek gerekli değildir.

doğum eylemi yavaş seyrederse oksitosin (suni sancı) verilir

amniyotomi yapılır

oksitosin uygulaması bu konuda tecrübeli personel tarafından uygulanmalı ve uygulama boyunca CTG ile bebek değerlendirilmelidir.

yürüme, meme ucu uyarısı gibi doğal yöntemler denenir

yürüme oldukça etkilidir, meme ucu uyarısı ise çok kontrollü bir şekilde uygulanmalıdır.

Doğum eyleminin ikinci evresi (serviksin tam açık olmasından bebeğin doğmasına kadar geçen dönem)

En sık uygulama

Alternatif uygulama(lar)

Yorum

anne adayı doğum haneye yalnız başına alınır.

eşi de girebilir.

anne adayı isterse eşi de girebilmeli.

serviks tam açık olduğunda anne adayı her ağrıyla birlikte ıkındırılır.

anne adayı kendi ıkınma hissi geldiğinde ıkınır.

ikinci evre uzamadığı sürece anne adayı ıkınma hissi geldiğinde ıkınmalıdır.

anne adayı doğum masasına alınır ve litotomi pozisyonunda doğum yapar.

çömelerek doğum yapar.

perinesi uygunsa çömelerek doğum isteğe bağlı denenebilir.

diz dirsek pozisyonunda doğum yapar.

perinesi uygunsa bu doğum şekli isteğe bağlı denenebilir.

baş çıkıma geldiğinde anne adayının karnına üstten bastırılarak destek verilir (Kristaller manevrası).

anne adayı etkili bir şekilde ıkınarak müdahalesiz bir şekilde doğum yapar

Kristaller yapılmamalıdır, tamiri zor yırtıklara yol açabilir.

bebek doğarken ağrı kesici ilaç verilmez.

bebek başı çıkmak üzereyken anne adayı hafif anesteziyle uyutulur.

anne, bebeğinin ağladığını duymalıdır.

anne adayı masanın ayaklarındaki metal kısımları kendine çekerek ıkınır.

başka birinden destek alarak ıkınır.

isteğe bağlı olarak her ikisi de uygundur.

anne adayına doğumun ayrıntıları gösterilmez.

anne adayı doğumu aynayla seyreder.

isteğe bağlı olarak her ikisi de uygundur.

anne adayı taçlanma taçlanma esnasında bebeğin başına dokunur

doğum hane güçlü ışıklarla aydınlatılmıştır.

doğum esnasında oda karartılır.

isteğe bağlı olarak her ikisi de uygundur.

doğumda sessizlik sağlanır.

müzik devam edebilir.

anne adayı tercih etmelidir.

birinci doğumsa epizyotomi açılır.

mümkün olduğunca epizyotomiden kaçınılır (anne adayı gebelik döneminde bunun için eğitim almış ve çeşitli egzersizler yapmıştır: perine masajı; Kegel egzersizleri gibi).

perine uygunsa ilk doğum da olsa epizyotomi açılmayabilir.

her doğumda epizyotomi açılır.

perine uygunsa epizyotomi anlamsızdır..

doğum eyleminde doktor, hemşire ve eğitim hastanelerinde stajyer doktor, stajyer hemşire bulunur.

anne adayının isteğiyle “seyirciler” dışarı alınır

anne adayı “seyirci” istemediğini belirttiğinde bu isteği karşılanmalıdır.


“Stresten ancak ölünce kurtulabiliriz”

category Kız İsim Bankası 23 Haziran 2008

Kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz, stresten, insanların ancak öldüğü zaman kurtulabileceğini söyledi.

“Stresten ancak öldüğümüz zaman kurtulabiliriz”

category Kız İsim Bankası 23 Haziran 2008

Kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz, stresten, insanların ancak öldüğü zaman kurtulabileceğini söyledi.

Müdahaleli Doğumlar

category Gebelik dönemi admin 22 Haziran 2008

Müdahaleli Doğumlar
 

Doğum eyleminin ikinci evresinde, yani rahim ağzının tam açık olduğu andan doğumun gerçekleşmesine kadar geçen sürede anne adayı ve/veya bebeğe ait nedenlere bağlı olarak doğumun doktor tarafından vakum veya forseps ile gerçekleştirilmesi gerekebilir.

Bebeğin ikinci evredeki yolculuğu ve yoldaki engeller

Doğum eyleminin ikinci evresinde rahim ağzı tam açık olduğu andan itibaren bebeğin önde gelen kısmı vajina içindeki yoluna devam eder. Doğum kanalı adı verilen yaklaşık 10 santimetre uzunluğundaki bu vajinal “tünel”, etrafı anne adayının çatı kemikleri ve bunların iç yüzünü döşeyen yumuşak doku ve kaslarla çevrili, üst kısmında çatı kemikleri tarafından oluşturulan kanal girişinin, alt kısmında da çatı kemiklerine tutunmuş kaslar ve yumuşak dokular tarafından oluşturulmuş, dışarıdan vajina çıkışı şeklinde gösteren yapının yer aldığı bir kanaldır.

Bebek bu kanal içine rahim kasılmalarının ve anne adayının ıkınmalarının yarattığı itici etki ve kanal içinde yaralan çeşitli girinti ve çıkıntıların bebeğin başına ve vücuduna verdiği şekil neticesinde girer ve burada ilerler. Bu kanala giriş ve ilerleme o kadar olağanüstü bir mekanizmayla işler ki, bebek kanalın giriminden çıkımına kadar bu kanalın “engebeli” yollarından başına ve vücuduna en mükemmel şekli vererek çıkıma kadar gelmeyi başarır.

Doğum kanalındaki mucizevi yolculuk çoğu durumda başarıyla sonuçlanır ve anne adayı yalnızca kanal çıkışını genişletmek için uygulanan bir doğum kesisi (epizyotomi) dışında dışarıdan yardıma ihtiyaç duymaz. Hatta pelvis çıkımının da uygun olduğu durumlarda epizyotomi kesisi bile gerekli olmadan bebek sağlıklı bir şekilde doğar.

Hangi durumlarda müdahale gerekir?
 

  • Anne adayıyla ilgili nedenler:

    Bebeğin doğum kanalı içindeki yolculuğunu başarılı bir şekilde tamamlayabilmesi ön planda anne adayının aktif yardımda bulunmasına, yani etkili bir şekilde ıkınarak bebeğini “ittirmesine” bağlıdır.

    Ikınma anne adayının tüm vücut boşluklarında (kafaiçi, göğüs kafesi ve karın içi) basıncı artıran bir durumdur. Bazı kalp hastalıkları, bazı nörolojik hastalıklar ve diğer bazı hastalıklarda bu basınç artışı risk teşkil edebileceğinden belli bir aşamadan sonra doğum vakum veya forsepsle tamamlanır.

    Bazı durumlarda anne adayının ıkınması yetersiz olabilir. Bunun en belirgin örneği anne adayının uzun süren bir doğum eylemi süresinde yıpranmış olması ve ıkınmayı sürdürememesidir. Doğum eyleminde ağrıyı dindirmek amacıyla epidural uygulanması da bazı durumlarda anne adayının ıkınma gücünü olumsuz etkileyerek doğumun vakum veya forsepsle tamamlanmasına neden teşkil edebilir.

    Doğum eyleminin ikinci evresinin herhangi bir nedenle (kasılmaların yetersiz olması, anne adayının etkili olarak ıkınamaması) uzamış olması müdahaleli doğum nedeni olabilir. Genel olarak söylemek gerekirse doğum eyleminin ikinci evresinin ilk doğumunu yapacaklarda iki saatten, daha önceden doğum yapmış olanlarda bir saatten daha uzun sürmesi durumunda çoğu doktor doğum eylemini vakum veya forspesle tamamlamayı tercih eder. Bu süre epidural uygulanmış anne adaylarında birer saat daha uzatılabilir. Bu süreler kesinlik teşkil etmezler ve bebeğin kalp atışları bebeğin sıkıntıda olduğuna işaret etmediği ve anne adayının durumu müsaade ettiği sürece doğumun kendiliğinden gerçekleşmesi için belli bir süre daha beklenebilir.
     

  • Bebekle ilgili nedenler:

    Doğum eyleminin birinci evresinde olduğu gibi ikinci evresinde de bebeğin kalp atışları ve bunların kasılmalarla olan ilişkisi kardiyotokografi ya da ÇKS borusu ile ile sürekli takip altında tutulur. Bebeğin sıkıntıya girdiğine dair bulguların varlığında ve bu sıkıntıyı gidermek için alınan önlemler başarısız olduğunda bebeğin oksijensiz kalmasını engellemek için doğumun vakum veya forseps ile tamamlanması gerekebilir.
    Müdahaleli doğumun uygulanması

    Müdahaleli doğumun uygulanabilmesi ve bu şekilde vajinal yoldan doğumun gerçekleşmesi için en önemli şart doğum eyleminin ikinci evreye girmiş olmasıdır. Yani rahim ağzı tam açık olmalı ve tümüyle incelmiş olmalıdır.

    Diğer bir şart bebeğin başının doğum kanalının kritik iki noktası olan kanal girişinden geçerek kanalın ortasındaki dikensi çıkıntıları aşmış olmasıdır. Tecrübeli bir doktor vajinal muayeneyle doğum eyleminin ikinci evreye girdiğini ve başın kritik noktaları aştığını rahatlıkla belirleyebilir.

    İri bebek, çatı darlığı şüphesi gibi durumlarda doğumun sezaryen ile gerçekleşmesi tercih edilir.

    Prematüre bebeklerde (<34-36 hafta) müdahaleli vajinal doğum bebekte kafa içi kanama riskini artırdığından tercih edilmez.

    Her müdahaleli doğum girişimi, bebeğin doğumu bu girişimlerle gerçekleşemediğinde doğumu tamamlamak için sezaryene geçilmesini gerektirir. Bu nedenle bu girişimler ameliyathane şartlarının tümüyle hazır olduğu yeterli şartları taşıyan sağlık kuruluşlarında uygulanırlar.

Nasıl uygulanır?

Forseps şekli uzunca bir kaşığa benzeyen iki ayrı metal parçasından oluşur ve bu “kaşıklar” belli kurallara bağlı kalınarak bebeğin vajina içindeki başının etrafına yerleştirilir. Daha sonra kaşıkların sapları çapraz bir şekilde kilitlenerek adeta bir kıskaç haline getirilir. Bebeğin başını normal şartlarda zorlamayan bu “kıskaç” ile baş sabitlenir ve doktor kollarıyla forpsepsi çekerek bebeğin doğumunu gerçekleştirir.

Vakum ise negatif basınç yaratabilen bir alete bağlı bir boru ve bu borunun ucunda bebeğin başına uygulanacak çeşitli çaplarda çan adı verilen metal veya plastik aletlerden oluşan bir mekanizmadır. Çan bebeğin başının saçlı derisine dikkatlice yerleştirildikten sonra, bebeğin kafa cildinin çanın altında kalan kısmının çan içindeki boşluğa dolması için negatif basınç yavaş yavaş artırılır. Burada amaç çanın bebeğin saçlı derisini iyice kavramasını sağlamaktır. Daha sonra doktor her ıkınma esnasında çanı boru kımından çekerek bebeğin doğmasını sağlar. Vakum uygulanan bebeklerde doğum sonrası bebeğin başında çanın içindeki boşluğu yansıtan etrafı düzenli silindir şeklinde bir şişme olması normaldir. Bu “şişme” tamamen saçlı derinin cilt altı tabakasından ibaret olup belli bir süre sonunda iz bırakmadan iyileşir.

Ne zaman hangi yöntem?

Forseps ile vakum uygulamalarından hangisinin seçileceği doktorun eğitim aldığı ekole göre değişir. Amerika’da daha çok forseps tercih edilirken Avrupa ülkelerinde ve ülkemizde daha çok vakum uygulanır. Vakumdan farklı olarak forsepsin bir avantajı makat gelişi ile doğumlarda bebeğin vücudu çıktıktan sonra bebeğin henüz içeride olan başına forseps kaşıkları takılmasıyla doğumun gerçekleştirilebilmesidir. Makat gelişi ile doğumda vakum kullanılmaz.

Müdahaleli doğuma bağlı oluşabilecek sorunlar

Her cerrahi müdahalede olduğu gibi vakum ve forseps uygulamalarına bağlı olarak çeşitli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Ancak yaklaşık 150 yıldır kullanılan bu yöntemlerden elde edilen tecrübeler sayesinde günümüzde vakum ve forseps uygulama nedenleri, uygulanmasının sakıncalı olduğu durumlar ve uygulama protokolleri hemen hemen son şekillerini almış durumdadır ve bu da müdahaleli doğuma bağlı olarak anne adayı ve/veya bebeğin uygulamadan hemen her durumda yarar görmesini sağlamaktadır.

Müdahaleli doğum girişiminde bulunmak, doğumun mutlaka bu yöntemle başarılı bir şekilde gerçekleşebileceği anlamına gelmez. Herhangi bir nedenle uygulama başarısız olduğunda uygulamadan vazgeçilip doğumun sezaryenle gerçekleşmesi gerekebilir. Sezaryen bahsinde de belirtildiği gibi doğum eyleminin sonuna kadar herhangi bir zamanda doktor sezaryen kararı verebilir. Bu, vakum veya forseps uygulamaları için de geçerlidir.

Müdahaleli doğuma bağlı olarak anne adayında doğum kanalında yırtılma ve bunlara bağlı oluşabilecek sorunlar, bebekte de kafa cildinde vakum veya forseps uygulanan bölgede kanamalar ve bunlara bağlı sorunlar ortaya çıkabilir. Ancak günümüzde bu sorunların hem oluşması hem de oluştuğunda kalıcı sekeller bırakması ender görülür hale gelmiştir.
 

Epizotomi

Doğumda vajina çıkışını genişleten küçük bir kesik,kendiliğinden yırtık oluşmasını önler.Her zaman uygulanmasada özellikle ilk doğumlarda sık uygulanan bir yöntemdir.

Aşağıdaki durumlarda epizotomi gerekir:
 

  • Bebek makat gelişi ise,prematüre ise,sıkıntıdaysa yada başı büyükse

  • Ikınmalarınızı gereğince kontrol edemiyorsanız

  • Vajina girişinizdeki cildiniz gergin ve yırtılmaya eğilimli ise

Epizotomi yapılırken öncelikle lokal anestezi ile cilt uyuşturulur.Daha sonra ağrının en fazla,yani bebeğin başı dayandığı için perinenin en gergin olduğu anda kesi yapılır. Doğumdan sonra bu kesinin yada oluşmuşsa bir yırtığın dikilmesi zaman alabilir, çünkü bu bölgedeki kasların ve deri katmanlarının düzgün bir biçimde birleştirilmeleri gerekir. Dikiş işlemi sırasında ağrı duyarsanız bunu doktorunuza söyleyin, biraz daha uyuşturma ile bu sorun çözülür. Dikişler kendi kendilerine eridiğinden alınmaları gerekmez. Epizotomi sonrası biraz ağrı ve rahatsızlık duyabilirsiniz. Eğer bir enfeksiyon gelişirse ağrı daha da şiddetlenir. Yaranın 10-14 gün içinde iyileşmesi beklenir. Bu süreden sonra hala ağrınız varsa doktora başvurmalısınız.

Yardımla doğum: Forseps ve vakum

Bazen bebeğin forseps yada vakum denen aletlerle doğurtulması gerekebilir. Forseps rahim ağzının bütünü ile açıldığı ve bebeğin başının göründüğü evrede kullanılır.

Bunlar şu durumlarda kullanılır:
 

  • Bebek iyice aşağı indiği halde (başının büyük olması yada yeterince ıkınamamanız gibi nedenlerle) bir türlü doğmuyorsa

  • Bebek yada siz sıkıntıdaysanız

  • Bebek ters yada prematüre ise başının doğum kanalından bası görmesini önlemek için forseps kullanılır.

Forseps; lokal anestezi yada epizotomiden sonra uygulanır. Doktor bebeğin başına forseps denen aletin kaşıklarını yerleştirir ve hafif kendine doğru çekerek bebeğin doğmasını sağlar. Sizde ıkınarak yardımcı olabilirsiniz.Bebeğin başı doğduktan sonra vücudu normal olarak doğurtulur. Forsepsin kaşıkları bebeğin başını çevreleyerek basıdan yada yaralanmadan korur.

Vakum; özel aygıtına bağlı küçük bir metal kapak vajinadan sokularak bebeğin başına yerleştirilir ve bebek hafif hafif çekilerek doğurtulur. Forseps uygulanan bebeklerin başının iki yanında izler kalabilir,bunlar zararsızdır ve bir iki gün içinde geçer. Vakum uygulanan yerde ise hafif bir şişlik olabilir ve buda geçicidir. Bu iki uygulama ile ilgili en önemli nokta bebeğe gelebilecek herhangi bir zararı önlemek için bu işlemlerin tecrübeli kişiler tarafından yapılmasıdır.

Yapay sancı

Bu doğumun bazı ilaçlar verilerek başlatılmasıdır. Doğum yavaş ilerliyorsa hızlandırmak içinde ilaç kullanılabilir. Bu konuda hastaneden hastaneye fark vardır ve geçerli uygulamayı doktorunuza sorarak öğrenebilirsiniz.

?u durumlarda doğum ilaçla başlatılır:
 

  • Beklenen doğum tarihi bir haftayı geçmiş ve bebek sıkıntıya girmişse yada plasenta yetmezliği başlamışsa

  • Sizi yada bebeğinizi riske sokan yüksek tansiyon gibi bir sorun varsa

Doğumun ilaçla başlatılması önceden kararlaştırılıp, planlanır. Bu nedenle bir gece önceden hastaneye yatmanız gerekir. Doğumu başlatmak için üç yöntem vardır.
 

  • Vajinaya rahim ağzını yumuşatacak bir ilaç konması. Bu yöntem akşam yada sabah uygulanır. Birkaç saat içinde doğum başlayabilirse de, özellikle ilk doğumlarda tek başına yeterli değildir.

  • Su kesesinin açılması. İlaç uygulandıktan sonra 8-10 saat geçmesine rağmen doğum başlamamışsa doktor bebeği çevreleyen su kesesini küçük bir iğne ile açarak doğumun başlamasını sağlayabilir. Bu işlem ağrı vermez.

  • Rahim kasılmasını sağlayan bir hormon verilmesi. Bu ilaç serum içine konarak damla damla verilir. Doğumu başlatmak için en sık kullanılan yöntemdir ama yakın takip gerekir.

Seruma konan ilaçla uyarılan sancılar, doğal sancılardan daha güçlü ve sık olabilir


Spinal Anestezi

category Gebelik dönemi admin 22 Haziran 2008

Spinal Anestezi
 

Spinal anestezi yapılırken yan yatılır ya da oturulur. Sırta bir antiseptik solüsyon sürülür. Deri içine lokal anestezik enjekte edilir. Deri uyuştuktan sonra, kalça kemiklerinin hizasında, omuriliğin sona erdiği noktanın altından bele ince bir iğne batırılır. BOS’a ulaşılana kadar iğne hafifçe ileriye doğru itilir. Test yapılmak üzere, 1-2 çay kaşığı miktarında sıvı, özel steril tüplere akıtılır. Ameliyat için spinal anestezi uygulamasında ise BOS alınmaz, bunun yerine anestezik ilaç doğrudan BOS’a verilir; ilaç etkisiyle bacaklar ve kalçanın uyuştuğu hissedilir.

Bazen lomber ponksiyon işlemi zordur. Belinden ameliyat geçirmiş kişiler, skolyoz (kamburluk) gibi sırtında şekil bozukluğu olanlar, gebeler ya da çok şişman hastalarda, lomber ponksiyonda zorluk çıkma olasılığı daha fazladır. Hasta pozisyonla ilgili talimata uyarsa, işlem kolaylaşır.

Epidural Anestezi

category Gebelik dönemi admin 22 Haziran 2008

Epidural Anestezi
  Ağrı vücutta stres reaksiyonu oluşturur. Bu da sempatik sistemin devreye girmesine, adrenalin ve noradrenalin gibi hormonların salgılanmasına neden olur. Doğum eylemi esnasında bu maddelerin salgılanması bebeğin katlanabileceği nisbi oksijensizlik durumunun üst sınırının aşılmasına ve bebekle ilgili istenmeyen durumların oluşmasına neden olabilir. Bu yüzden doğum eyleminde anne adayının duyduğu ağrının dindirilmesi önemlidir.

Doğum eyleminin birinci evresinde uterus kasılmaları ve serviksin açılması, eylemin ikinci evresinde ise bebeğin önde gelen kısmının doğum kanalında ilerlemesi ve etraf dokularda gerilme yaratması, epizyotomi açılması anne adayının ağrı duymasına yol açar. Bu ağrının algılanması bireyler arası önemli farklılıklar gösterir: Ağrı eşiği yüksek olan anne adayları bu ağrıları çok şiddetli olarak algılamazken, ağrı eşiği düşük olanlar ağrıyı “dayanılmaz” olarak tanımlayabilirler.

Bazı anne adayları normal doğum sancılarını çekmeyi doğal olarak kabul ederler ve anne olma gibi kutsal bir amaca hizmet ettiğinden katlanmaya çalışırlar. Doğal doğum adı verilen bu durumda anne adaylarına kendileri talep etmedikçe ağrılarını hafifletmek için herhangi bir müdahalede bulunulmaz.

Ancak anne adaylarının önemli bir kısmı doğum eyleminin vereceği sancılardan doğal olarak korkarlar ve tıbbın sunduğu olanaklardan yararlanmak isterler. İşte epidural anestezi bu amaçla geliştirilmiş ve yaygın olarak kullanılan güvenli bir yöntemdir. Amacı doğum eyleminin verdiği ağrıları tamamen dindirmek ya da en azından dayanılabilir bir seviyeye indirmektir.

Günümüzde bu kadar etkili ağrı dindirme yöntemleri varken anne adayının doğum sancılarına “katlanmasını” beklemek barbarca ve tıp dışı bir yaklaşımdır.

Epidural anestezi nedir?

Epidural (peridural) anestezi ya da sık bilinen adıyla “ağrısız doğum”, doğum eyleminde veya sezaryan operasyonunda ağrı hissini ortadan kaldırmak için kullanılan özel bir bölgesel anestezi şeklidir. Genel anesteziden farkı anne adayının işlem esnasında uyanık olması ve etrafında olup bitenleri tümüyle algılamasıdır. İstenmeyen etkiler açısından genel anesteziye göre oldukça güvenli bir yöntemdir.

Nasıl uygulanır?

Epidural anestezi en basit anlatımla omurilik etrafını dıştan saran dura tabakası etrafına (yani epidural sahaya) uygun bir lokal (bölgesel) anestezik ilaç ve beraberinde narkotik analjezik (narkotik analjezikler klasik ağrı kesicilerden çok daha fazla ağrı kesici özelliğe sahip morfin türevi ilaçlardır) verilmesidir.

Epidural aralık (saha) yağ dokusu, lenfatik kanallar ve damarsal yapılardan oluşan ve kafatası tabanında omuriliğin başladığı yerden belin bitiminde sakrum kemiğinin sonuna kadar devam eden gözenekli bir boşluktur. Epidural aralığa giriş ya bel bölgesinde omurlararası bir boşluktan (lomber epidural anestezi), ya da daha aşağıda sakral kanaldan (kaudal anestezi) olur.

Anne adayı yan yatar ya da oturur durumdayken belde iğnenin girileceği bölge antiseptik (”mikrop öldürücü”) maddeyle silinir. Daha sonra oldukça ince bir iğneyle epidural aralığa girilerek anestezik ve analjezik ilaçlar verilir. İlaçlar tek dozda verilebileceği gibi genellikle kalıcı bir kateter yerleştirilerek gerekli durumlarda anestezik madde takviyesi yapılır. Takviye için geliştirilmiş ve belli aralıklarla kateterden ilaç verilmesini sağlayan otomatik pompalar mevcuttur. Bazı durumlarda anestezi doktoru bu ilaçları belli aralıklarla kendisi vermeyi tercih edebilir.
 

Epidural kateter. Bu kateterin bir ucu epidural sahada sabit bir şekilde durur. Diğer ucu ise ya belli aralıklarla manuel olarak anestezik madde takviyesi yapmak için bir enjektöre bağlıdır, ya da sağ yanda görülen ve belli aralıklarla otomatik olarak ilaç veren infuzyon pompasına bağlıdır.

Epidural infuzyon pompası

Nasıl etki eder?

Vücudun tüm organlarında ağrı reseptörleri (ağrı algılayıcılar) adı verilen yapılar vardır. Bunların amacı vücuda zararlı olabilecek bir etkeni (sıcak, soğuk, yaralanma, organların iltihaplanması gibi) ağrı hissi uyandırma yoluyla beyne haber vermektir. Beynin ağrı merkezi ağrıyı algıladığında otomatik olarak zararlı etkenden kurtulmak için önlem alır (ateşe dokunulduğunda elin refleks olarak çekilmesi, vücudun bir yerinde ağrı duyulduğunda doktora başvurulması gibi).

Ağrı reseptörleri ağrılı uyaranı algıladıklarında ilk önce sinir lifleri yardımıyla omuriliğe, buradan da beynin ağrı merkezlerine haber ulaşır ve ağrı hissi oluşur. Epidural anestezi uygulandığında ağrılı uyaran omuriliğe ulaşır, ancak iletiyi daha yukarılara götüren lifler “uyuşarak” iletme özelliklerini geçici olarak yitirdiklerinden ağrı hissi oluşmaz. Bu ise doğum eyleminin birinci evresinde uterus kasılmalarının verdiği ağrıyı, ikinci evresinde de bebek doğum kanalında ilerlerken ve doğarken etraf dokularda gerilme ve baskı sonucu oluşan ağrıyı ve nihayet epizyotomi açılan durumlarda epizyotominin açılması ve tamiri esnasında duyulan ağrıyı gidermede oldukça etkilidir.

Bölgeye verilen anestezik maddenin cinsi, yoğunluğu, iğnenin batırıldığı yer ve anne adayının pozisyonu (baş aşağı doğru eğilmiş, yatay, baş yukarıda gibi) verilen maddenin dağılmasını ve vücutta uyuşan bölgenin genişliğini önemli oranda etkiler.

Epidural anestezide “uyuşan” (ağrı hissi ortadan kalkan) bölgeler T10 (onuncu göğüs kafesi (Thoracal) omuru)-L2 (ikinci bel (Lumbar) omuru) arasında kalan dermatom (vücudun “coğrafi” ağrı bölgelerine verilen isim) bölgelerdir. Uygun dozlarda kullanıldığında motor lifler (yani kasların çalışmasını sağlayan sinir lifleri) “uyuşmadığından” anne adayı kendini “felç olmuş” gibi hissetmez ve bacaklarını bir kısıtlama olmaksızın hareket ettirebilir.

İğne girildikten sonra önce bir test dozu uygulanarak ilaca duyarlılık ve alerji belirtileri aranır, damar içi ya da subaraknoid bölgeye (beyinomurilik sıvısının (spinal sıvının) bulunduğu bölge) girilmediğinin garanti altına alınması için tam doz vermeden önce bunlara ait belirtiler aranır. İğnenin doğru yerde (epidural alanda) olduğundan emin olunduktan sonra tam doz verilerek enjeksiyon işlemi tamamlanır. Bölgeye yerleştirilen kateter yardımıyla belli aralıklarla manuel olarak ya da otomatik infuzyon pompası yardımıyla ilaç takviyesi yapılır.

Epidural anestezinin ne gibi riskleri vardır?

Epidural anestezi ağrı hissini ortadan kaldırmada oldukça etkili ve yan etki ortaya çıkma riski de oldukça düşük bir yöntemdir. Ancak epidural uygulamalarının bu konuda yetişmiş ve tecrübe edinmiş anestezi uzmanları tarafından uygulanması gerekir.

Yetersiz anestezi

Epidural anestezi usulüne uygun yapıldığında anne adaylarının yaklaşık %85′inde tam etkili olur. Anne adaylarının %12’sinde kısmi etkili olurken, %3′ünde hiç fayda sağlamaz. Ancak epidural anestezinin uygulanmasından sonra etkilerini göstermeye başlaması ve “oturması” zaman alan bir işlemdir. Bu yüzden daha önce fazla sayıda doğum yapmış ve kısa sürede doğurması beklenen anne adaylarında epidural uygulamak anlamsız olabilir.

Kateterden verilen dozların arasının fazla açılmış olması da epiduralin etkisinin geçmesine ve anne adayının tekrar ağrı duymasına neden olabilir. Bu durumda yeni bir enjeksiyon yapıldığında ilk enjeksiyonun etkisi önemli oranda ortadan kalktığından ağrı hissinin tekrar azalması zaman alabilir.

Ender durumlarda epidural anestezi doğumun ikinci evresinde gerekli olan perine anestezisini sağlamada yetersiz olabilir. Bu durumda bebek doğarken, epizyotomi açılırken ve tamir edilirken ek bir bölgesel anestezi gerekebilir.

Hipotansiyon (tansiyonun düşmesi)

Epidural anestezinin en sık görülen yan etkisi hipotansiyondur. Yöntem ağrı liflerini devre dışı bırakırken yakın komşulukta bulunan sempatik sistem lifleri de devre dışı kalabilir. Bu sempatik sistem lifleri damarların belli bir gerginlikte kalarak damar içi basıncın normal sınırlar içerisinde tutulmasında önemli rol oynarlar. Sempatik liflerin devre dışı kalması durumunda damarlar bu uyarandan mahsur kaldıklarından genişler, kan bacaklarda göllenir, kalbe dönen kan miktarı azalır ve tansiyon düşebilir. Ancak epidurale başlamadan önce anne adaylarına yaklaşık bir litre bir sıvı yüklemesi yapıldığında hipotansiyon nadir görülür. Belli bir aşamaya kadar tehlikesi olmayan ve çeşitli önlemlerle (tekrar hızlı bir şekilde sıvı verilmesi, anne adayının sol yanına çevrilmesi, bacaklarının yukarı kaldırılması ve gerekli durumlarda damarların hızla kasılmasıyla tansiyonu normale döndüren ilaç (efedrin) verilmesi gibi) normale döndürülebilen hipotansiyon ileri durumlarda bebeğin zarar görmesine neden olabilir. Tecrübeli bir anestezi uzmanının hem hipotansiyonla karşı karşıya kalma olasılığı daha düşüktür, hem de meydana geldiğinde bu durumla hızlı ve etkili bir şekilde başa çıkabilir.

Hipotansiyon beraberinde getirdiği tehlikeler nedeniyle ortaya çıkması istenmeyen ve ortaya çıktığında da hızla giderilmesi gereken bir durumdur. Bu amaçla genellikle anestezi uzmanları epidurale geçmeden önce anne adayının damar yatağının dolmasını sağlamak için serum yoluyla yaklaşık bir litre sıvı verirler. Daha sonra epidural aralığa anestezik maddenin ilk verilişinde ve her tekrarlanışında tansiyon takip eden 20 dakikalık dönemde çok sık aralıklarla ölçülür ve düşük bulunması durumunda yukarıda bahsedilen önlemler alınarak tekrar normale döndürülmeye çalışılır.

Anestezik ilacın subaraknoid boşluğa (spinal sıvının içine) verilmesi

Dura tabakasının geçilerek anestezik maddenin direkt beyin omurilik sıvısının (spinal sıvının) dolaştığı subaraknoid boşluk içine verilmesi çok nadir de olsa mümkündür. Bu durumda spinal anestezinin tüm istenmeyen etkileri (ani tansiyon düşmesi, motor liflerde uyuşma ve geç dönemde şiddetli baş ağrıları gibi) ortaya çıkabilir.

Santral sinir sistemi ve kalp-dolaşım sistemi üzerine etkiler

Epidural bölgeye verilen ilacın maksimum dozlarının aşılması ve/veya ilacın yanlışlıkla damar içine verilmesi durumunda hem beyin hem de kalp olumsuz etkilenebilir. İlk belirtiler genellikle konvulziyon (sara tarzı kasılmalar) şeklinde olabileceği gibi çok yüksek kan seviyelerinde aritmiler (kalp atışlarının düzensizleşmesi) ve kalbin durması söz konusu olabilir. Bu istenmeyen durumlar günümüzde çok çok nadir görülürler.

Total spinal anestezi

  • Epiduralin etki sahasının dışına çıkması ve etkinin C5-C6 (boyun seviyesi (Cervical) seviyesine ulaşması ve solunum kaslarını devre dışı bırakması da günümüzde ender görülmektedir.

  • Epidurale bağlı oluştuğu iddia edilen kalıcı felç gibi durumlar günümüzde çok ender görülür hale gelmiştir.

Epidural anestezinin doğum eyleminin seyri ve bebeğin sağlığı üzerine olumsuz bir etkisi var mıdır?

Kullanılan ilaçlar kana çok az geçtiklerinden ve geçseler de plasentadan geçip bebeğe ulaştıklarında kısa sürede parçalandıklarından bebek üzerinde olumsuz bir etki beklenmez. Yine de epidural uygulandıktan sonra en az 30 dakika boyunca bebek kardiotokografi ile dikkatlice izlenir.

Epidural anestezinin uygulanmaya başlanacağı zaman çok önemlidir. Gerçek doğum eylemi başlamadan önce uygulanan epidural doğum eyleminin düzenini bozabilmektedir. Anne adaylarının gerçek doğum eyleminden önce ağrı duymaları durumunda epidural uygulanamaz, ancak gerekli durumlarda huzursuzluğu ve ağrıyı gidermek için çok gerekli olduğunda bazı ilaçlar verilebilir. Epidural anestezi uygun zamanda başlandığında doğumun birinci evresinin süresi üzerine etki etmez.

Ancak epidural uygulamalarında en sık gözlenen durum doğumun ikinci evresinin uzamasıdır. Bu durum anne adayının etkili ıkınabilme özelliğinin azalmasına bağlıdır. Doğum eyleminin aşırı uzaması durumunda doğumun vakum, forseps ya da sezaryenle gerçekleşmesi gerekebilir.

Epidural anestezi kimlerde uygulanmaz?

Bu anestezi şekli aktif kanaması olan, aşırı kanama ya da diğer nedenlere bağlı tansiyonu düşük olan, kullanılacak anestezi maddelerine alerjisi olan, iğnenin batırılacağı bölgede enfeksiyonu olan, nörolojik hastalık şüphesi olan, trombosit sayısı 100.000 altında olan anne adaylarında ve burada bahsedilmeyen bazı ender durumlarda uygulanmaz.

Anne adayının istememesi de diğer bir uygulanmama nedenidir.


Doğumda Ağrının Giderilmesi

category Gebelik dönemi admin 21 Haziran 2008

Doğumda Ağrının Giderilmesi
 Doğum ağrılı bir olaydır, ama sancılarında bir amacı olduğunu unutmayın. Her kasılma sizi bebeğinizin doğumuna biraz daha yakınlaştırır. Ağrı giderme yöntemlerini kullanmak konusunda ne kadar kararlı olursanız olun olaya geniş bir açıdan bakmanızda fayda vardır. Bu yöntemlerin gerekliliği yaşayacağınız doğurma sürecine ve sizin ağrıya dayanma gücünüze bağlıdır. Eğer katlanabileceğinizden fazla acı ile karşı karşıyaysanız ağrı giderme yöntemlerine başvurulmasını istemekten çekinmeyin.
 
 Epidural Anestezi
 

 Epidural anestezi vücudun alt bölümlerine giden sinirleri geçici bir süre uyuşturur. Özellikle doğumdaki sırt ve bel ağrılarının giderilmesinde faydalıdır. Her hastanede uygulanan bir yöntem değildir. Epidural blok şiddetli doğum ağrılarının giderilmesinin yanı sıra hem normal yolla hemde sezaryen doğumlar için giderek daha popüler hale gelmektedir. Bunun temel nedeni daha güvenli ve kolay uygulanabilir olmasıdır. Epiduralin zamanlaması etkisi doğumun ikinci evresinde geçecek şekilde yapılmalıdır, yoksa bebeğin doğumu gecikebilir. Epidurali uygulamak yaklaşık 20 dakika alır. Dizlerinizi karnınıza çekerek yan yatmanız istenir. Anestezik madde ince bir tüp ile belinize enjekte edilir. Bu tüp yerinde bırakılarak gerektiğinde ağrı kesicinin yeniden verilmesi sağlanır. İlacın etkisi yaklaşık 2 saat sürer. Epidural uygulandığında sürekli kontrol altında kalacaksınız ve belinizdeki kateter varlığından dolayı hareketleriniz kısıtlanacaktır.Epidural gereği gibi etki gösterirse doğumda hiç ağrı duyulmaz. Bazı hamilelerde bayılma hissi ve baş dönmesi yapabilir. Ayrıca bebeğin kalp atışlarını etkiliye bileceğinden bebek kalp atışları sürekli monitörden izlenir.
 
 Pudental Anestezi
 

 Bu yöntem ikinci aşamadaki ağrıları gidermek için kullanılır ve genellikle normal yolla doğumda tercih edilir. Perine ve vajina çevresindeki bölgeye sokulan bir iğne yoluyla uygulanır, o bölgedeki ağrıları azaltır ancak rahimdeki ağrılara pek etki etmez. En çok forseps kullanıldığında yararlıdır ve etkisi epizotomi yapılana dek sürebilir.
 
 Gaz ve hava
 

 Oksijen ve azot oksit karışımı kendinizi iyi hissetmenizi sağlayarak ağrıları durdurur. Doğumun birinci evresinin sonlarına doğru etkilidir. El maskesi ile uygulanan gazı solumanız istenir. Etkisi bir iki dakika içerisinde görüldüğünden sancının başlayacağını hissettiğinizde gazdan bir kaç derin soluk almanız yeterli olur. Gaz ağrıyı ancak kısmen giderdiği için bazen yeterli olmayabilir. Gazı solurken başınız dönebilir,bulantı gelebilir. Bu gazın bebeğe zararlı bir etkisi yoktur ancak yinede günümüzde kullanımı nadirdir.
 
 Diğer ağrı kesiciler
 

 Güçlü bir ağrı kesici olan meperidin hidroklorid kadın doğumda en çok kullanılan ağrı kesicidir. En etkili uygulama şekli damar içine veya kas içine enjekte edilmesidir. İki ile dört saatte bir tekrarlanabilir. Genellikle kasılmaları etkilemez. Doğumdan yaklaşık 2-3 saat önce verilir. Annenin ilaca yanıtı ve ağrının azalma derecesi çok değişkendir. Bazı kadınlar ilacın kendilerini gevşettiğini ve kasılmalara daha iyi dayandıklarını ileri sürerler, bazıları ise uyuşukluk duygusundan hiç hoşlanmazlar ve kasılmalarla başa çıkmakta zorlandıklarını söylerler. Kadının duyarlılığına göre değişen yan etkiler arasında bulantı, kusma, solunumun zayıflaması ve kan basıncında düşme sayılabilir. Meperidin ayrıca doğum sonrası epizyotomi ve sezaryen acısını dindirmek içinde verilebilir. Eğer doğuma çok yakın verilmişse bebek uykulu olabilir ve emmekte zorlanabilir ama bu etkileri kısa sürelidir.
 
 Genel anestezi
 

 Bir zamanlar ağrısız doğum için en gözde yöntemlerden biri olan genel anestezi, artık yalnızca ameliyatlı doğumlarda (sezaryen) kullanılır. Hızlı etkisinden dolayı daha çok bölgesel anestezi yapılmasına zaman bulunamadığı acil sezaryen durumlarında uygulanmaktadır. Bazı ön ilaçların enjekte edilmesinden sonra genel anestezik madde hastaya solunum yolu ile verilir. Bunu bir uzman anestezist yapar. Anne doğumun bütün aşamalarında bilinçsiz olacaktır. Kendine geldiğinde de bir süre sersem, çevresini ve zamanı tanımaz ve huzursuz olabilir. Boğazına koyulmuş bir tüpten dolayı öksürebilir, boğazı sızlayabilir, bulantı ve kusması olabilir. Geçici bir kan basıncı düşmeside başka bir olası yan etkidir. Genel anestezinin büyük sorunu anneyle birlikte bebeğin de sakinleşmiş olmasıdır. Bununla birlikte tam doğum anında anestezik madde kesilerek bebeğin uyuşukluğu en aza indirilebilir. Bu yolla bebek henüz kendine fazla miktarda ilaç ulaşmadan doğabilir. Anne yan yatırılarak (genelde sola) ve oksijen verilerek, bebeğe giden oksijen arttırılmaya çalışılır.
 
 Genel aestezinin başka bir yan etkisi de annenin kusması ve kusmuklarının, öksürük refleksleri baskılanmış olduğundan,ciğerlerine kaçarak zatüreye yol açma olasılığıdır.Doğum öncesinde sizden hiçbir şey yiyip içmemenizin istenmesinin nedeni de budur.

Ağrısız Doğum

category Gebelik dönemi admin 21 Haziran 2008
Ağrısız Doğum

  • Doğumun sezaryenle gerçekleşmesinin gerekli olduğu durumlarda;

  • normal vajinal doğum yapan anne adaylarında doğum eyleminin birinci evresinde (uterus kasılmalarına bağlı olarak serviksin açıldığı dönemde);

  •  eylemin ikinci evresinde (serviksin tam açık olduğu ve bebeğin doğum kanalında ilerleyerek doğduğu dönemde) ;

  • ve nihayet doğum sonrası epizyotomi ya da sezeryanla doğum yapmış annelerin ağrılarını dindirmek amacıyla kullanılan çok sayıda “ağrı dindirme” yöntemi vardır.

Yöntemler tıbbi olarak analjezik (ağrıyı ortadan kaldıran) ve anestezik (ağrı hissini ortadan kaldıran) şeklinde kabaca ayırt edilebilir. Ancak çoğu durumda terimler birbirinin yerine kullanılmakta ve her iki terim de “ağrıyı azaltan ya da ortadan kaldıran” anlamında kullanılmaktadır.

Bunlardan hangisinin kullanılacağı anne adayının ve bebeğin genel durumuna, epidural ya da spinal gibi bir yöntem seçildiğinde tecrübeli bir anestezi uzmanının varlığına ve yine epidural gibi durumlarda anne adayının tercihine bağlıdır


 

Dakika Dakika Doğum

category Gebelik dönemi admin 21 Haziran 2008

Dakika Dakika Doğum
 

Doğum her zaman bilinen basmakalıp şekliyle başlamayabilir.Teoride doğum mukoza tıkacının dışarıya atılması ve sancılı rahim kasılmalarıyla başlayacaktır.

Mukoza tıkacının dışarı atılması:

Gebelik süresince rahim boyunu tıkayan ve kan izi taşıyan sümüksü salgıların dışarıya atılması demektir. Bu işlem doğumdan 24 ya da 48 saat önce meydana gelebilir. Bunu fark etmeyebilirsiniz.

Sancılı rahim kasılmalarının ortaya çıkması:
Gebeliğinizin son haftalarında hissedebileceğiniz kasılmaları karnınıza elinizi koyarak da hissedebilirsiniz. Bu kasılmaların belirli bir düzeni yoktur ve doğum başlangıcını ifade etmezler. Bebeğin başı girmesine ya da basenin değişmelerine denk gelen sancılar da tek başına doğum habercisi değillerdir. Gerçek anlamda doğumun başladığının işareti kasılma ve sancıların aynı anda meydana gelmesi ile olur. Doğumun başladığını kasılmaların düzenli olması, giderek daha sıklaşması, uzaması ve yoğunlaşması ile anlayabilirsiniz.

Doğumun başladığından nasıl emin olunur?
Eğer doğumun başladığı konusunda bir tereddüttünüz varsa doktorunuzun size verdiği antispazmotik iki fitil yerleştirin. Eğer doğum başlamıyorsa kasılmalar bu fitillerin etkisiyle azalacak ve geçecektir. Gerçekten doğum başlangıcı ise fitillerin kasılmaları giderici bir etkisi olmayacaktır. Eğer yanınızda bu fitillerden yoksa yukarıda bahsettiğimiz kasılma özellikleri yoluyla doğumun başlamak üzere olduğunu anlayabilirsiniz.Yanlış doğum alarmları yüzde 10-15 kadardır.
Doğumun başladığından emin olduğunuz andan itibaren hiçbir şey yemeyin çünkü bu doğum esnasında kusmanıza neden olur ve bir anestezi gereksiniminde midenin boş olması tercih edilmektedir.

Su akıntısı:
Su akıntısı genelde genişleme sırasında meydana gelir ve eğer su cebi doğal yolla yırtılmazsa doktor rahim boynu 4-5 cm açıldığında genişleme hızını arttırmak için bu su cebini yırtar. Önceleri bu yırtılma yapay yolla yapılmıyor ve bebek başında su zarlarıyla kaplı bir biçimde doğuyordu.

Doğum evine nasıl gidilmeli?
Doğum belirtileri ilk mi ikinci mi yoksa üçüncü mü bebek beklediğinize göre değişebilmektedir. İlk doğumları olan anne adaylarının ilk kasılmaları ile tam genişleme arasında birkaç saat geçebilir. Bu da size zaman kazandırır. Yine de tam bir belirti görmek istiyorsanız kasılmalarınızın ritmini not edin her 10 dakikada bir kasılma oluyor ve 40 saniye sürüyorsa doğumevine gitmeniz gerekir. İkinci bebeğinizi bekliyorsanız genişleme daha hızlı olacağından hemen doğumevine gitmeniz tavsiye edilir.
Bu arada göz önünde bulundurmanız gereken diğer koşullar gece ya da gündüz olması, doğumevine olan uzaklık, geçilecek cadde ve sokaklar gibi. Eğer böyle bir anda eşiniz yanınızda olamayacaksa arkadaşlarınızın komşularınızın ve en yakın ambulansın telefonunu bir yere not edin.
Özel Bir Durum: Su cebinin yırtılması normalde doğumda gerçekleşmesine rağmen bu siz evdeyken olduysa olabildiğince erken doğumevine gidin ve giderken arabada yatar ya da en azından yan yatar pozisyonunda olun. Su cebinin yırtılması sonucu doğabilecek sorun göbek bağının rahimden dışarı çıkmasıdır ve doğumevine gitmek için acele edin.

Doğumevine geliş
Kliniğe ve doğum evine geldiğinizde bir doktor ya da hemşire ağırlık, tansiyon, idrar, rahim yüksekliği, bebeğin kalbinin gürültüleri, bazen amniyoskopi ve monitoring - bu ceninin kalbinin atış hızını gösterir-gibi konularda sizi muayene eder. Doktor doğumun başlayıp başlamadığını rahim boynunun genişlemesinden anlayacaktır. Doğumun ilk evresi olan rahim boynunun genişlemesi sözkonusu ise doktor sizi doğum odasına alacaktır. Hemşire size ne yapmanız gerektiğini söyleyecektir. Yanınızda eşinizin olması da size faydalı olabilir.

Genişleme
Genişleme esnasında şunlar yapılacaktır:

  • Doğumun gidişatını düzenlemek ve çok uzun sürmesini engellemek için iğneyle size bazı ilaçlar verilebilir.Yine serumla size su ve glikoz verilecektir. Su kendiliğinden gelmiyorsa doktor eliyle su cebini yırtacaktır.
     

  • Kasılmalar ve bebeğin kalbinin atışlarının etkililiği monitoringle gözetilecektir.

    Genişleme sırasında yapmanız gerekenler:
    Bu evrede yapılacak iki önemli şey vardır. İyi nefes almak ve iyi gevşemek.
     

    • Nefes almak:
      Rahim kaslarınız çok yoğun çalışmaktadır ve kaslar çalışırken oksijen tükettikleri için ve ayrıca bebeğinizin de oksijene ihtiyacı olduğu için bu artan oksijen ihtiyacını düzenli olarak iyi nefes alarak karşılayabilirsiniz.

    • Gevşemek:
      Anne kasıldığında zaten esnemeye dirençli olan rahim boynu daha da direnir. Bu durum sancıyla sonuçlanır. Genişleme sırasında gevşemeniz gerekmektedir. Bunu başarabilmek için:

Öncelikle itme için hiçbir çaba harcamayın, aksi halde sancıları arttırırsınız. Kasılan kadının rahim boynu da kasılacak, gevşemiş kadınınki ise gevşeyecektir. Bu nedenle kasılmak yerine gevşeyin.

Dışarı atma
Genişleme tamamlandığında doğumun kısa süren ikinci evresi başlar, bu durum ilk doğumunu yapan annelerde 20-30 dakika, daha sonraki doğumlarda daha kısa sürer. Sizin yapmanız gereken diyaframı aşağıya indirmek karın kaslarını kasmaktır. Böylece yukarıdan ve aşağıdan diyaframla önden ve arkadan karın kaslarıyla sıkışan rahim bebek üzerinde bir basınç yaratacaktır.
Her kasılma sonucunda vulva daha da genişler ve bebeğin kafası görünmeye başlar. Bu durumda doktorunuz sizden artık itmemenizi isteyecektir. İtmemek için genişlemenin sonunda olduğu gibi çabuk bir şekilde nefes almalısınız.

EPIZYOTOMI
Epizyotomi, bebeğin kafasının daha rahat çıkmasını sağlamak için perineal bölgede operasyonla kesme olayıdır. Zaman verilir, ama buna ihtiyacınız olmayabilir, ama ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuz bebeğin kafası belirdiğinde bunu yapmak için sizden izin isteyecektir. Epizyotominin genellikle ilk doğumda yapılması yaygındır çünkü vajinal boşluk daha az elastik ve yırtılmaya müsait olabilir. Epizyotomiler ayrıca çocuk çok büyük olduğunda, ters pozisyonda geldiğinde, ya da forseps veya vantuz gibi yardıma ihtiyaç duyulduğunda gerçekleştirilir. Eğer epiduraliniz yoksa, pelvik bölgedeki kaslar lokal anestezi ile uyuşturulur. Vajinal dokular ve alt bölgedeki kaslar, boşluğu genişletmek için kasılma seviyesinde kesilir. Plasenta çıkarıldıktan sonra, doktorunuz perine bölgesini kontrol edecek ve dikiş atmanın gerekip gerekmediğine karar verecektir. Araştırmalar, küçük yırtıkların en iyi kendilerinin iyileştiğini göstermiştir ancak epizyotominin mutlaka dikilmesi gerekmektedir. Eğer dikiş yapılacaksa, muhtemelen bacaklarınızı üzengilerin üstüne yerleştireceksiniz. Acıyı hissetmemeniz için lokal anestezi uygulanacaktır. Dikiş, kasık ya da yırtık bölgenin uzunluğuna bağlı olarak hemşire ya da doktor tarafından yapılacaktır. Dikiş yapılırken isterseniz bebeğinizi kucaklayabilirsiniz.

İlk çığlık
Bebeğin başı vulvadan çıktıktan sonra doktorunuz önce bir omuzu ve sonra diğerini çeker ve vücudun geri kalan kısmı sorunsuz olarak çıkar. Bebeğiniz doğar doğmaz ilk çığlığını atıyor ve ilk kez nefes alıyor akciğerlerine hava girdiği ve genişlediği için acıdan çığlık atıyor olabilir. Bu tarif edilmesi çok güç olan ve dokuz aydır beklediğiniz mutluluk anıdır.

Doktorunuz perine bölgesini kontrol edecek ve dikiş atmanın gerekip gerekmediğine karar verecektir. Küçük yırtıkların kendiliğinden iyileştiğini ancak epiziotominin mutlaka dikiş gerektirdiği bilimsel olarak bilinmektedir. Lokal anestezi uygulandığı için acıyı hissetmeyeceksiniz.

Doktorunuz göbek bağını keser ve kordonun kesilmesi ne anneye ne de bebeğe acı vermez. Bebek tıkanıklığı giderme aletleriyle donatılmış ısıtıcı bir masaya konur. Bir oksijen verme sistemi de gerekliyse harekete geçirilebilir. Bebeğin sağlıklı olup olmadığı doktor tarafından genellikle yeni doğan bir bebek için standart sağlık kontrol yöntemi olan APGAR puanlaması yöntemi ile kontrol edilir.

Doğumdan sonraki birkaç dakikada doktor kalp atışı, nefes alışı, kas hareketi, refleksler ve cilt rengini beş kez kontrol eder ve toplamı 10 olan kontrollerine 0, 1 ya da 2 olmak üzere çeşitli puanlar verir. Puan 7 veya daha üstüyse bebeğin sağlık durumu normal kabul edilir. İlk puanı düşük ve ikinci puanı normalse bu puanlama da bebeğin normal olduğunu gösterir.

Puanlama nasıl işlemektedir?

  • Kalp atışı yüzden fazlaysa 2 puan; 100′den az ise 1 puan; hiç atmıyorsa 0 puan.

  • Düzenli nefes alma ya da ağlama 2 puan; yavaş ve düzensiz nefes alma 1 puan; nefes almama 0 puan.

  • Eğer bebeğin kas hareketleri iyiyse 2 puan; eğer sadece eller ve ayaklar hareket ediyorsa 1 puan; bebek yumuşaksa 0 puan.

  • Güçlü refleks 2 puan; zayıf refleksler 1 puan; refleksi yoksa 0 puan.

  • Pembe renkli olmak 2 puan; vücut pembe ama bazı yerler mavi ise 1 puan; mavi ya da soluk renkliyse 0 puan