Archivi per Nisan, 2008

19.Hafta

category Gebelik dönemi admin 30 Nisan 2008

19.Hafta
 Bu gebelik haftasından itibaren cildinizdeki değişiklikler belirginleşebilir. Bu değişiklikler gebelik hormonları ve gebeliğin mekanik etkileri (uterusun büyümesi) sonucu oluşurlar. Kloazma (gebelik maskesi) adı verilen alın, yanak, burun ve çenede yama tarzında kızarıklıklar özellikle güneşe aşırı maruz kalmanız durumunda belirginleşebilir. Bu lekeler genellikle kalıcı değildirler.
 
 Karnınızın, memelerinizin ve bazı anne adaylarında kalçaların büyümesine bağlı olarak bu bölgelerde çatlaklar oluşmaya başlayabilir. Çatlak olan cilt alanlarında kaşıntılar da sıktır. Cildinizin kuru olması kaşıntı şikayetini artırır. Çatlaklar sıklıkla kalıtsal özelliklere bağlı olarak anne adaylarının %50’sinde oluşurlar. Estetik görüntü bozukluğu yaratacak çatlaklar oldukça enderdir. Badem yağı ya da diğer özel bazı kozmetik ürünlerle çatlak oluşan bölgelerde cildinizin kurumasını ve kaşınmasını önleyebilirsiniz.
 
 Bol sıvı almanız ve sağlıklı beslenmeniz de cilt kuruluğunu önlemede yardımcı olur.
 
 ”Çatlak kremleri” cildi nemlendirerek ve esnekliğine katkıda bulunarak çatlakların şiddetini azaltabilirler. Ancak eğer çatlak oluşturmaya eğiliminiz varsa hiç bir ilaç bunu tam olarak önleyemez. Çatlaklar doğum sonrasında kısa zamanda gümüş bir renk alırlar ve kalıcıdırlar.
 
 Bebeğinizin cildi lanugo adı verilen ipeksi tüylerle kaplı. Bu haftadan itibaren vernix caseosa (verniks kazeoza okunur) adlı madde de üretilmeye başlandı. Bu madde beyaz renkli, krem kıvamında ve bebeğinizin cildini kaplayarak koruyan bir maddedir. Bebeğiniz doğduğunda bu maddenin nasıl bir şey olduğunu göreceksiniz. Vernix’in amacı bebeğinizin cildini sürekli olarak maruz kaldığı sıvı ortamdan korumaktır. 9 ay boyunca bir su dolu bir küvette kalsanız cildinizin alacağı şekli düşünebiliyor musunuz?
 
 Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 22 cm. ve ağırlığı tam 280 gram!

18.Hafta

category Gebelik dönemi admin 30 Nisan 2008

18.Hafta
 Gebelikte baş dönmesi, bayılma hissi normal kabul edilebilir. Eğer bu şikayetler sık ortaya çıkmıyorsa ve bilinç kaybı gibi ağır bir durumla sonuçlanmıyorsa gebeliğiniz üzerinde olumsuz bir etkisi olması beklenmez. Gebelik döneminde dolaşım sisteminde ortaya çıkan değişiklikler nedeniyle ani pozisyon değişikliklerine cevap yavaşlar ve bu nedenle ani hareketlerde tansiyon düşebilir. Postural hipotansiyon adı verilen bu durumda ani yapılan ayağa kalkma hareketlerinde tansiyonunuz aniden düşebilir ve buna bağlı belirtiler ortaya çıkabilir.
 
 Bebeğiniz bu haftalarda el ve ayak parmaklarını sık sıkı açıp kapar. Bebeğinizin barsaklarında mekonyum adı verilen ilk dışkı da bu gebelik haftasından itibaren oluşmaya başlar. Erkek bebeklerde prostat gelişimi bu gebelik haftasında başlar ve tamamlanır.
 
 Yandaki ultrason resminde bebeğinizin gözlerini görüyorsunuz. Bu haftada bebeğinizin gözleri nispeten büyüktür ve haftalar ilerledikçe “normale” döner.
 
 Bebek hareketlerini henüz hissedemediyseniz endişeye kapılmayın. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında hareketler 22. haftaya kadar algılanamayabilir. Doktorunuz size ultrasonda bebeğin hareketlerini gösterecektir.
 
 Bebek ilk hareketlerine 8-10. haftada başlar. Oldukça zayıf bu hareketler ultrasonda gözlenebilir. Bağımsız kol ve bacak hareketleri 10. haftada, vücut ve baş hareketleri 16. haftada başlar ve 14. haftada başlayan solunum hareketleri çalışmaları 20-24. haftada hızlanır. Daha önce doğum yapmış olan anne adayları ilk hareketleri 16 hafta kadar erken bir dönemde hissedebilirken ilk doğumunu yapacak olan anne adayları hareketleri 22. haftaya kadar hissedemeyebilirler.
 
 Hissedilen hareket baş ya da kol-bacakların “gerilmesi” şeklinde, vücudun “dönmesi” şeklinde, ya da “tekmeleme” şeklinde olabilir. Uyku-uyanıklık durumuna göre bebek saatte 8-40 arasında hareket yapar. Bunların yalnızca bir saniyeden uzun süren ve güçlü olanları anne tarafından hissedilir. Her bebek baştan itibaren kendine özgü bir hareket etme alışkanlığı geliştirir. “Bebek hareketlerinin azalması” anne tarafından “bebeğin hareket etme alışkanlıklarının” değişmesidir. Bebeğin uyuması 20 dakika kadar kısa 2 saat kadar uzun olabilir ve bu dönemde hareketler oldukça azalır. Ancak önceden oldukça iyi oynayan bir bebeğin bir saat boyunca hiç oynamaması anormal kabul edilmeli ve anne adayı sakin bir köşeye çekilerek bebeğinin hareketlerini tekrar değerlendirmeli, gerekli durumlarda doktoruna danışmalıdır.
 
 Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 20 cm. ve ağırlığı tam 210 gram!

17.Hafta

category Gebelik dönemi admin 30 Nisan 2008

17.Hafta
 

Uterusunuz göbek seviyenize ulaşmak üzere ve bunu elinizle hissedebilirsiniz. Bebeğiniz bu haftadan itibaren önceki haftalara göre daha hızlı kilo almaya ve gelişmeye başladığından muhtemelen siz de biraz daha hızlı kilo almaya başlayacaksınız. Bu döneme kadar anne adayları ortalama olarak 2.5-5 kilo alırlar.

Geçen hafta üçlü testinizi yaptırmadıysanız bu hafta ya da en geç 18. haftanın sonuna kadar yaptırmalısınız.

Üçlü testte risk çıkan anne adaylarına, ya da başka nedenlerle Down sendromu ve/veya nöral tüp defekti yüksek olan anne adaylarına 16-18. gebelik haftaları arasında amniosentez önerilir. Bu, bebeğin içinde yüzdüğü sıvıdan bir enjektör yardımıyla bir örnek alınması işlemidir. Bu sıvıda bebeğinize ait olan hücreler ve diğer bazı maddeler incelenerek kesin tanı konur.

Bebeğin cilt altı yağ depoları bu gebelik haftasından itibaren hızla artmaya başlar. Bebek ve plasenta bu haftada yaklaşık aynı boyutlardadır. Ufacık kalp günde 30 litre kan pompalar. Soldaki görüntü 17. gebelik haftasında bir bebeğin ayağını, Sağdaki görüntü ise yüz profilini belirgin olarak göstermektedir.

Bebeğinizin emme, yutma ve göz kırpma refleksleri de bu gebelik haftalarında ortaya çıkar.

Bebeğinizin hareketlerini hissettiniz mi?

Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 18 cm. ve ağırlığı tam 150 gram!

Z

category Erkek İsim Bankası admin 30 Nisan 2008
Z

İSİM ANLAMI
Zeren Kavrayışlı, zeki, akıllı, uyanık
Zeyrek Eli uz; akıllı; uyanık; anlayışlı
Zobu İriyarı, delikanlı; hovarda
Zorlu Güçlü; tuttuğunu koparan


 

Y

category Erkek İsim Bankası admin 30 Nisan 2008
Y

İSİM ANLAMI
Yağız Esmer, Yiğit
Yaman Güç, beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan
Yaren Arkadaş, yakın dost
Yasin Kuran’da bir sure
Yekta Tek, benzersiz
Yener Yarıştığı kişiye karşı üstün gelen anlamında
Yiğit Güçlü, yürekli kahraman
Yücel Yüksel anlamında


 

16.Hafta

category Gebelik dönemi admin 29 Nisan 2008

16.Hafta
 Bu haftalardan itibaren yüzünüzde ve vücudunuzun güneşe maruz kalan bölgelerinde lekelenmeler oluşmaya başlayabilir. Kanda artan östrojen hormonunun cilt rengini sağlayan pigment üretici hücreler üzerindeki etkisi nedeniyle oluşan bu lekelenmeler genellikle kalıcı değildirler. Ancak cildin derin tabakalarında oluşmuşlarsa doğum sonrası giderilmeleri için ileri teknikler kullanılması gerekebilir.
 
 Güneşe çıktığınızda koruyuculuğu yüksek güneş kremleri kullanarak bu lekelerin oluşumunu büyük oranda engelleyebilirsiniz. Bu lekeleri makyajla kapatmanızda bir sakınca yoktur.
 
 Damarlarınızdaki toplam kan miktarı tüm gebelik boyunca, gebelik öncesine göre %40-50 oranında artar. Bu artış gebeliğin en erken dönemlerinde başlar ve 16. haftada hızlanır. Kan miktarının bu kadar artmış olması burun tıkanıklığı ve burun kanaması gibi belirtilere neden olabilir.
 
 Artan kan hacmi büyüyen bebeğinizin ihtiyaçlarının karşılanması açısından önemlidir. Bu nedenle kalbiniz daha çok çalışır. Kalbi “sağlam” olan anne adaylarında kalbin daha fazla çalışması bir problem yaratmaz.
 
 Bebeğinizde nöral tüp defekti ve Down sendromu risk belirlemesi yapan Üçlü test, ideal olarak 16-18. gebelik haftaları arasında uygulanır.
 
 Bebeklerin bacakları artık kollarından daha uzundur ve uterus içinde bol miktarda yerleri olduğundan bol bol hareket ederler. Bebeğinizin el ve ayak tırnakları da bu gebelik haftasından itibaren daha da uzar.
 
 Bu haftadan itibaren özellikle daha önceden doğum yapmış anne adayları bebeklerinin hareketlerini hissetmeye başlayabilirler. Bebeğin kemikleri geliştikçe ve kasları güçlendikçe bu hareketler daha iyi hissedilecektir.
 
 Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 17 cm. ve ağırlığı tam 110 gram!

15.Hafta

category Gebelik dönemi admin 29 Nisan 2008

15.Hafta
 Uterusunuzu artık dışarıdan elle hissedebilirsiniz. Elinizi karnınıza koyduğunuzda elinize top gibi, yumuşak bir kitle gelecektir. İşte bebeğiniz buradadır. Birkaç hafta içinde varlığını yeterince belli edecektir merak etmeyin. Bu arada “kız mı? ; erkek mi?” soruları ve spekulasyonlar da çoğaldı muhtemelen. Herkes ve özellikle de büyükleriniz farklı şeyler söylüyor.
 
 Bebeğinizin kemik ve kas dokusu bu gebelik haftasından itibaren biraz daha hızlı gelişmeye başlar. Cildi bu haftada çok ince ve şeffaftır, ve cilt yüzeyinde belirgin damar yapıları izlenir. Lanugo adı verilen ipeksi cilt tüyleri de bu haftadan itibaren gelişmeye başlar. Bu tüyler 26. haftaya kadar varlığını sürdürür.
 
 Soldaki ultrasonda bebeğin yüzü ve göz boşluğunun içinde lens (mercek) yapısı görülmektedir.
 
 Bu gebelik haftasında yapılan bir ultrasonda erkek bebeklerin testis ve penislerinin görülmesiyle %100 doğrulukla cinsiyet belirlenebilir. Ancak elbette gebeliğin daha ileri haftalarına kadar ve hatta bebek doğana kadar cinsiyeti belirlenemeyen bebekler de olabilir. Bu, bir yandan bebeğin pozisyonuyla, öte yandan cinsiyetiyle (kız bebekler daha geç tanınır), ilgilidir.
 
 
 Su içiyorsunuz değil mi? Su, doku metabolizmasının vazgeçilmez bir öğesidir ve bu özellikleriyle aslında bir besin maddesi olarak görülebilir. Günde en az 8 bardak su içmeye özen gösterin. Bu miktar yaz aylarında artmalıdır.
 
 Pratik olarak söylemek gerekirse: idrar renginizin koyu sarı olması (enfeksiyon gibi bir sorun yoksa) suyu az içtiğinizin en önemli göstergesidir!
 
 Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 12 cm. ve ağırlığı tam 74 gram!

14.Hafta

category Gebelik dönemi admin 29 Nisan 2008
14.Hafta
 İkinci trimester gebeliğinizde en çok rahat edeceğiniz dönemdir. Gebeliğin erken dönemlerinde ortaya çıkan şikayetlerin önemli bir kısmı kaybolmuş ve vücut gebeliğe uyum sağlamıştır. Yorgunluğunuz devam ediyorsa istirahat etmeye devam etmelisiniz.
 
 Gebelik hormonlarınız bu gebelik haftasında artık maksimum seviyeye ulaşmışlardır ve daha fazla artış göstermezler. Bu da bulantılarınızın ve yorgunluk hissinizin kaybolacağı, kendinizi daha rahat hissedeceğiniz anlamına gelir.
 
 Bu gebelik haftasından itibaren progesteron hormonunun etkisiyle tüm düz kaslarda oluşan genel gevşeme barsak hareketlerinin de azalmasına neden olacağından kabızlık şikayeti ortaya çıkabilir.
 
 Büyüyen uterusun kalın barsak üzerindeki baskısı da bu şikayeti artırabilir. Lifli besinlerden zengin beslenmeli, tuvalet ihtiyacınızı ertelememelisiniz. Kabızlık şikayetiniz sizi çok rahatsız ederse doktorunuzun önerisine göre çeşitli ilaçları kullanabilirsiniz.
 
 Pratik öneri: Bir anne adayı için en güzel kahvaltı: cornflakes+yulaf ezmesi+süt+az miktarda şeker (süt yerine meyve suyu da olabilir). Bu karışım lif oranı yüksek (kabızlığa karşı oldukça etkili), B vitamininden zengin, süt kullanırsanız kalsiyum içeriği yüksek, meyve suyu kullanırsanız. C vitamini içeriği yüksek bir karışımdır.
 
 Bu gebelik haftasından itibaren göğüslerinizde ve karnınızdaki toplardamarların daha da genişlemiş olduğunu fark edebilirsiniz. Meme uçlarınız büyür ve rengi koyulaşmaya başlar. Meme dokusu emzirme için yapmaya başladığı hazırlıkları hızlandırmaktadır.
 
 Bebeğiniz bu haftadan itibaren solunum yapma çalışmalarına hız verir. Gözler ve kulaklar gelişimini sürdürmekte, boyun uzamaktadır. Bebeğin başı daha da hareketlenmiş ve çenesine yaslanmış sabit pozisyonundan kurtulmuştur. Bebeğiniz artık ellerini ve ayaklarını kendi isteğine göre serbestçe hareket ettirmektedir.
 
 Bebeğinizin kalp atışları bu dönemde doppler cihazı yardımıyla (dikkat: burada kastedilen doppler cihazı ultrasonda kullanılan doppler değil, kalp atışlarını duymaya yarayan ufak bir el aletidir) duyulabilir.
 
 Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 10 cm. ve ağırlığı tam 45 gram!

Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

category Beslenme Diyet admin 29 Nisan 2008
Çocuklarda Tuvalet Eğitimi
Birçok anne baba çocuğunun tuvalet eğitimine ne zaman başlamaları gerektiği konusunda kararsız kalırlar. Oysa çocuğun tuvalet terbiyesine başlamak için belirli bir yaş yoktur. Çocukların büyük çoğunluğu 18-30 aylıkken tuvalet terbiyesine başlamak için gerekli becerileri kazanırken bazı çocuklar ise 4 yaşına kadar bu beceriyi kazanamazlar.Genellikle kız çocukları erkek çocuklarından daha önce mesane ve barsak kaslarını kontrol etmeyi öğrenirler. ( Kızlarda genellikle 2,5 yaş civarında, erkeklerde ise 3 yaş civarında) Önemli olan çocuğunuz tuvalet terbiyesi için hazır olmadan bu terbiyeyi vermek için acele edip baskı kurmamaktır. Çocuğunuzun tuvalet terbiyesine hazır olduğunu gösteren bazı belirtiler vardır:
 
 Çocuğunuz bazı basit isteklerinizi yerine getirebiliyor mu?
 Gün boyunca bezi en az iki saat kuru kalabiliyor mu?
 Kısa bir uykudan sonra bezi kuru kalabiliyor mu?
 Barsak faaliyetleri düzenli ve daha önceden tahmin edilebiliyor mu? ( Bazı çocuklar günde 2-3 kez, bazıları ise 2-3 günde bir kez kaka yaparlar. Burada önemli olan bu aralıkların düzenli olarak tekrarlanması ve daha önceden tahmin edilebilir düzeye gelmesidir.)
 Kendi başına tuvalete gidiyor mu? Tek başına pantolonunu indirip kaldırabiliyor mu?
 Bezi ıslandığında rahatsız oluyor mu?
 Lazımlık veya oturağına ilgi gösteriyor mu?
 İç çamaşırı giymek istiyor mu?
 Yukarıda sayılan maddelerin büyük çoğunluğuna evet yanıtını verebiliyorsanız çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır demektir. Aksi halde birçok güçlükle karşılaşabilirsiniz.
 
 ANA BABALARA ÖĞÜTLER:
 
 Plan Yapın:
 Çocuğunuza tuvalet eğitimine başlamadan önce iyi bir plan yapmalısınız. Eğitime
 ne zaman ve nasıl başlayacaksınız? Herhangi bir direnmeyle karşılaştığınızda
 veya olası kazalarda tutumunuz ne olmalı gibi şeyleri planlamalısınız. Bunun
 için çevrenizdeki tecrübeli kişilerden veya profesyonel kişilerden fikirlerini
 alabilir, doktorunuza danışabilirsiniz. Fakat hiç bir zaman unutmayın: Çocuğunuzu
 en iyi siz tanıyorsunuz.
 
 Çocuğunuzu övgülerinizle ödüllendirin:
 Eğitiminizin başından sonuna dek çocuğunuzun sizden gelecek olumlu ve olumsuz
 tepkileri gözleyeceğini unutmayın. Onu hayal kırıklığına uğratmamalısınız. Eğitiminde
 ileriye gittiği her adımda ve her yeni denemede çok iyi yaptığını ve onunla
 gurur duyduğunuzu ona söyleyin. Ancak unutmayın ki övgüleriniz çok abartılı
 olursa çocuk tekrar altına kaçırmaya, huysuz ve sinirli olmaya başlayabilir.
 
 Arada sırada kazalar olabileceğini kabul edin:
 Tuvalet eğitiminiz tamamlanana dek her çocuk gerek gündüz, gerek gece kazara
 altına kaçırabilir. Bu gibi hallerde çocuğunuza sinirlenmeyin ve kızmayın. İdrarını
 tutması ve rektumunu kapatması için gereken kas gelişimi birden olmaz. Çocuğun
 bunu öğrenmesi zaman alacaktır. Herhangi bir kaza olduğunda altını sakinlikle
 temizleyin, bir dahaki seferlerde tuvalete yapmaya devam edecektir.
 
 ADIM ADIM TUVALET EĞİTİMİ
 
 Gevşeyin. Tuvalet eğitiminde sakin ve rahat yaklaşım en iyi davranış biçimidir.
 Tuvalette ne yapacağını çocuğunuza gösterin. Çocuklar büyüklerini tuvalette görünce onları taklit etmeye başlarlar.
 Tuvaletle ilgili ailenizin kullandığı sözcükleri çocuğunuza öğretin ki tüm aile bireyleri çocuğun kullanacağı sözcüğü duyduğunda tuvaleti olduğunu anlayabilsin. Bu arada bu yaştaki çocukların her şeyi çekinmeden her yerde yüksek sesle herkese duyurabildiğini unutmayın.
 Çocuğunuza tuvaletini yapmadan önce oluşan yüzde kızarma, çömelme, ıkınma gibi belirtilerin tuvaletinin geldiğini işaret ettiğini öğretin.
 Çocuğunuza bir lazımlık- oturak satın alın. Oturarak tuvalet yapması daha kolaydır.
 Çocuğunuza tuvalet kullanımı hakkında kitaplar okuyun, hikaye veya masallar anlatın.
 Çocuğunuza tuvalette kolay indirilip kaldırılabilen giysiler giydirin.
 Çocuğunuz tuvalete gitmek istediğinde ona yardımcı olun, yanında kalın eline tuvalette otururken oyalanabileceği resimli kitaplar vs. verin ve oturağına tuvaletini yapmasa bile birkaç dakika oturmasını sağlayın.
 4-5 dakikadan sonra çocuğunuzun tuvaletten kalkmasına yardımcı olun. Eğer bu süre içerisinde tuvaletini yapabildiyse aşırıya kaçmamak kaydı ile onu övün ve ödüllendirin. Eğer tuvaletini yapamadıysa bir dahaki sefere yapabileceğini söyleyin.
 Tuvaletini yaptıktan sonra çocuğunuzu dikkatle silin. Kız çocuklarında silinme işleminin enfeksiyon kapmayı engelleyebilmek amacıyla önden arkaya doğru yapılması gerektiğini unutmayın. Tuvaletten sonra ellerin dikkatlice yıkanması gerektiğini siz de örnek olarak çocuğunuza öğretin.

 

Oyuncaklar

category Beslenme Diyet admin 29 Nisan 2008
Oyuncaklar
Çocuklar koku, tat, ses, görme ve dokunma duyularına sahip olduklarından, değişik oyuncaklar ararlar. Oyuncaklar, çocuklara boyutları, büyüklükleri, sesleri, yapıları ve işlevleri, anlama ve karşılaştırma becerisi kazandırır.
 
 Bu yaş gurubundaki çocuklara oyuncak seçerken
 
 Her şeyden önce çocuğun yutamayacağı büyüklükte parçalardan oluşmuş, Hafif, keskin kenar veya yüzleri olmayan, kolay tutulabilen, Zehirli boya ve kimyasal madde içermeyen parlak renklerdeki, oyuncaklar tercih edilmelidir.
 
 Çok küçük bebekler için, ilgilerini çekebilecek, bakılacak şeyler veya sesleri ile dinlemesini sağlayacak oyuncaklar önerilir. Bebek bir şeyler tutacak olgunluğa geldiğinde, yumuşak, üstüne bastığınızda öten veya sallandığında ses çıkartan oyuncaklar önerilir. Yumuşak bebekler veya hayvan şekilli oyuncaklar en tercih edilenlerdir. Bu tür oyuncaklar, çocuklar tarafından ağızlarına götürülürler, ısırılırlar. Yapıldıkları materyallerin mutlaka toksik olmaması gerekir. Ayrıca kolayca parçalara ayrılmamaları gerekir.
 
 Oturma yaşına gelen bebeklere, üzeri parlak renkli, küpler verilebilir. İç içe konan kutu ve küpler, halkalar, bebeklerin en tercih ettikleri oyuncaklardır. Parlak renkli ve basit resimler içeren kitaplar da, bu yaşlarda bebeklerin çok beğendikleri oyuncaklardandır. Yürümesini öğrenen veya emekleyen bebekler toplarla da çok severek oynarlar.
 
 Yaratıcılığı artıran ve zeka geliştiren oyuncakların başında belki de Lego’lar gelir. Lego ile her şey yapıla bilmektedir artık. Kimi zaman oyuncak, kimi zaman tablo, kimi zaman da bir sanat şaheseri. Lego, iki yıl sonra otuz yaşına basacak. Acaba ne kadar tanıyoruz bu oyuncağı?
 
 İlk Lego’lar çıktığında beri tam 28 yıl geçti. Dünya’da 400.000.000′ün üzerinde insan, Lego’larla kendilerine küçük küçük dünyalar yarattılar. Bu plastik harikalar, modüler oyuncak mantığının ilk ve en önemli örneklerinden sayılmaktadır. Artık çağdaş oyuncak kavramının klasikleri arasına girmiştir. Lego sözü Danimarka dilinde “Leg God” yani “güzel oyun” sözcüklerinin kısaltılması ile ortaya çıkmıştır. Lego firması 1934 yılında Danimarka’da Billund’da Ole Kirk Christiansen tarafından kuruldu. Firma ilk olarak ahşap oyuncaklar üretiyordu. Hiç kimse o zamanlar Lego adının dünya çapında bir isim ve firma olacağını kestiremezdi. İlk Lego taşı 1949 yılında selüloz asetattan üretildi. 1950′lerin başında firmayı kuran Ole Kirk Chirstiansen’in oğlu Godtfred Kirk Chirstiansen modüler bir oyuncak ya da oyun üzerinde çalışmaya başladı. Bu oyuncaklar plastikten üretilecekti. Proje sonucu Lego’ların seri üretimine 1958 yılında başladı.
 
 İki yıl içinde bu oyuncağın patenti alındı. Lego’lar geçme prensibi ile çalışan modüler oyuncaklardı. Ne Godtferd, ne de babası hiç tasarım eğitimi almamalarına karşın bu oyuncak tasarımda ilerisi açık bir mükemmellik sergiliyordu. 1960 yılında ahşap modüler oyuncak üreten fabrikaları yanınca ahşap oyuncak üretimi tamamıyla durduruldu ve firma kendini Lego tuğlalarını geliştirmeye ve pazarlamaya verdi. Artık selüloz asetatın yerini ABS plastik aldı. ABS plastiğin kalıplanması, renklendirilmesi daha kolaydı. Böylece yalnızca lego tuğlalar ve pencerelerle evler üretilmiyordu. Çeşitli insan figürleri, otomobiller, trenler aklınıza ne gelirse onlar yapılıyordu. Günümüzde yüzün üzerinde tasarımcı Lego için model üretmekte ve her gün yeni yeni ürünler piyasaya girmekte ve patent üstüne patent almaktadır. Lego beş kategoride ürün üretmektedir. Küçük çocuklar (0-6 yaş grubu) için Lego Duplo, 6-16 yaş grubu çocuklar için Lego System; 9-14 yaş ve üstü için Lego Teknik eğitim için Lego Dacta ve yönlendirme sistemleri için Modulex adlı ürün çeşitleri.
 
 Hiçbir tuğla ile Lego’nun yapabileceğini yapamazsınız. Renkli yıllar boyunca değişmemiştir: kırmızı, mavi, sarı, yeşil, siyah, beyaz, gri, ve şeffaf. Bu renklerin yanına parlak kırmızı ve parlak sarı girmiştir (1990). Lego artık bir dünya markası olmuş ve birçok çocuğun düşlerini süslemektedir. Yalnızca çocukların değil yediden yetmiş yediye herkes için Lego var.
 
 Oyun ve oyuncak, çocuğun erişkinliğinde, mutlu olması ve başarılı bir kişi olması için çok önemlidir. Çocuklar oyuncakları ile oynarlarken, fiziksel bazı yetileri de gelişir. Tutmak, sarılmak, koşmak, tırmanmak, denge sağlamak, oyun ve oyuncaklar ile hızla gelişir. Kas gücü artar. Beyin, el ve ayakların kullanımında daha da ince çalışmasını öğrenir, çocuk çabukluk kazanır.
 
 Oyun sırasında çocuklar arasında ortaya çıkan iletişim, dil gelişimini sağlar. Oyun sırasında ebeveynlerin, önce basit sesler içeren oyunlarla, daha sonraları da masal anlatmak, bazı sözel komiklikler yapması da, çocuk tarafından dil becerisinin kazanılmasında çok önemlidir. Oyun ve oyuncak, çocuğun sosyalleşmesinde önemli bir yer tutar. Oyun sırasında çocuklar bir şeyleri paylaşmak, sıra beklemek, diğerlerine bir şeyler anlatmak ve onları anlamak gibi sosyal becerilerini geliştirirler.
 
 Oyuncaklar ve oyunlar, çocuğa yaşadığı ortamı ve yaşamı anlaması konusunda büyük yardımcı olur. Uygun oyuncaklar ve oyunlar, çocuğun duygusal sağlığını da olumlu olarak etkiler. Aile bireyleri arasındaki sevgi bağlarını kuvvetlendirir. Ebeveynlerin de çocuğun oyunlarına katılması, çocuğun ruh sağlığı ve gelişimi açısından çok faydalıdır. Ebeveynler oyunlara katılırlarken, çocuklarını yakından izlemek, onların becerilerini, ilgi alanlarını ve bunların gelişimini yakından gözlemlemek şansını yakalarlar. Oyun, sadece çocuklarınızın gelişimini gözlemlediğiniz bir ortam olmamalıdır. Sizler de çocuklarınızla oynamaktan zevk almalısınız

 

eXTReMe Tracker